Sayfalar
- Ana Sayfa
- Replika Telefonlar
- Kore Mali Telefonlar
- Cep Telefonu Modelleri
- Cep Telefonu Fiyatlari
- Seo Fiyatlari
- Seo Çalişmasi
- Spot İphone
- Spot Samsung
- Spot Telefon
- replika samsung s4
- replika samsung s5
- replika samsung note 3
- replika samsung note 4
- replika telefon
- replika telefon ve google link
- ucuz canta modelleri ve fiyatlari
- ikinci el satilik cep telefonlari
- cep telefonu dokunmatik ekran tamiri fiyati
- İphone Samsung Cep Telefonu Kelimeleri
- Replika Telefon > Modelleri, Siteleri, Fiyatlari
- Replika İphone 8 Plus
- Replika Samsung S8 Edge > Cep Telefonu, Fiyatlari
replika telefondan tarih bilgileri
replika telefondan tarih bilgileri evet arladaslar sizin icin engüzel tarih bilgilerini replika telefon ve replika telefonlar ile birlikte hazırladılar sizinde okumanız bizi mutlu eder replika telefon diyorki
ülkelerin yöneticilerinin kızları olan daimi 25 eş bulundurması ve karemsi münasebeti için tahsis edilmiş bir çadınn varlığma dair aynntılı ta-ehl-i keyf bir yöneticiden, muhtemelen de yöneticilerden bahsolun-göstermektedir. Bu çadır yaz uygulamasına münhasırdır. Kışın da el-^Hanbalık adasındaki tuğla sarayda münasip bir harem teşkilatı bulunu-
Kaynaklar bir taraftan bu kağanm devlet işlerinde bir yetkisirün bulunma-belirtirken, bir taraftan da yüksek bir kutsaUık atfederler. Halkm göreme-jjjj, sadece üst düzey görevlilerle muhatap olan kağana hürmetin sının yok-^ Artamonov bunu eski Türklerdeki 'kut' anlayışuun devamı olarak gö-na* Kuta vurguyu tekrarlayan Golden da semavi dinlerde insanlarm kutsal-j^tmlmasının beklenemeyeceği uyansı yaparak konuyu daha göreceli olarak
Sonradan yazan Kazvinî Hazar hükümdarının 40 yaşım geçtikten sonra idamlarınca ''bunun aklı azaldı^ devlet işlerine ermez" diyip öldürüldüğünü Bfler,* ama burada İbn Fadlan'dan bir almtı hatası var gibi gözüküyor. Zira Tükanda geçtiği gibi, İbn Fadlan kağanın 40 yıl hükümdarlık yaptıktan sonra bunama gerekçesiyle öldürüldüğünü söyler. Bunu 'kut'un kayboluşuna dair es-dM inancmın devamı olarak görmeliyiz. Mesûdî ayrmtüı ve aynen başka furk topluluklarındaki gibi betimleme yapar: "Eğer ülkede herhangi bir kurak-ık olur yahut bir felaket yaşanır veya bir savaşta hezimete duçar kahnır, kısaca-başlanna bir iş gelirse, zadegânlar ve halk tabakası Hazar melikine (bey) mü-»caat ederek "bu kağan ve devri bize uğursuzluk getirdi. Ya önü öldür, ya da
Burada geçen melik, özellikle İslam kaynaklannda ülkedeki i dar olarak anlaşılan kimsedir. Böyle bir makamm kökleri fazla belirgin ''Kenize Mektubu"nda başkomutanlığa getirildikten sonra ülkede icra tan, kağana ortak olan bir büyük beyden bahsediliyor. Kağan Yusuf'un bunda da böyle bir kimsenin varlığmü rastlamaktayız. Dinler münazarası b|)|. sinde bu geçmişti. Bir nevi sadrazamlık olan bu yüksek icra makammm dahj sonra etki ve yetkisinin arttığı ardaşılıyor ki, yabana kaynaklar onu ikind ^ esas hükümdar olarak tanımlamaya başlamıştır. Bu kimsenin sanı çoğunluk 'beg' olarak geçer“®. İbn Rüsteh orduyla sefere çıkan ve ülkeyi esas yöneter kimseye Tşâ' der^ ama bunun 'ıhşıd' üzerinden bir 'şad' biçimini içerme» mümkündür^^. Gerdizfde ise bu unvan 'ilşad' olarak geçiyor^.
Belirttiğimiz gibi, bütün icra gücü bu ikinci adamda gösteriliyor. Hatta k tahrf ve haberi tam tersinden anlatan İbn HavkaTa göre, kağanı tahta geçirende bu beydir^. Bunu tabu kağanı yükselten devlet erkânınm başı olarak (büyük) beyin bulunması şeklinde okumalıyız. Öbür türlü onun tek başma böyle bir yetkisinin olmasmı düşünemeyiz. Onu kağamn vekili olarak tanımlayan İbn Fıd lan, değil böyle bir yetki, beyin hayatımn bile kağamn iki dudağı arasında olduğunu yazar. Bir taraftan yabana hükümdarlarla muhatap olma yetkisini elinde bulunduran bey, öbür taraftan herhangi bir savaşta başarısız olduğunda ka^ ca azledilcbilir, hatta öldürülebilirdi”®. Bu yüzden, belki bir sadrazamlık olaıak görmemiz gereken son dönemdeki bu beylik makamım fazla abartmamak dah»
Mesudl, Murûc ez-2^£heb, s. 72; Şeşen, İslam Coğrafyacıları, s. 47.
Şeşen, İslam Coğrafyacıları: İstahıf t. 158, İbn Havkal s. 168.
Conatantinc Porphyrogenitus, De Admınistrando Imperio, s. 183; İbn Fazlan, Seyshatnsffiı> ^ şen, İslam Coğrafyacıları: Yakut a. 138, Kazvinî s. 149, İştahı! s. 156, İbn Havkal s. 164. Şeşen, Ulam Coğrafyacıları, s. 36.
Golden, Hazar Çalışmaları, s. 238.
Şeşen, İslam Coğrafyacıları, s. 82.
HâZâiiât • 395
^oUbilır Burada kağan örneğinde gördüğümüz kutsal yonetid ise Av-rıtcn genel bir uygulanuı olup, şaşırtia bir yönü yoktur^. Bunun için ^kıynak aramaya da gerek yok. Türklerdeki kutsal hükümdarlık uygula-^ kokunu İran dünyasına bağlayan görüşler vardır,”® lakm Iran ortaya bc? asır önce Çin'e gidip Çu hanedanım kuran Orta Asya asıllı toplu-bu anlayışı oraya taşıması, İran'dan çok önce de Orta Asya'da hukumda-jjiaıtîîllık atfının bulunduğunu gösterir.
Hızır'ın Yıkılışı
M senesi civarmda yazıldığı tahmin edilen mektubunda Kağan Yusuf, ken-^do^da Gürcan sınırlanndan batıda Dnyeper boylarma kadarla halklann Hkunı olarak sunuyor”^. Manzara görkemli ve gurur duyulasıdır. Beri tarafta da lılkının mutluluğundan, kırlara çıktığmda sevinç ve sürür içinde şarkılar söyle-jıUerinden bahsediyor. Kıyaslamalar o günlerde Hazar'm kesinlikle gücünün Bresinde olmadığını açıkça gösteriyor. Hatta kağanm işi biraz abarttığı, belki ti|b ımaçlarla geçmişteki ihtişamı kendi zamanmda gibi gösterdiği iddialan Ama yine de birkaç yıl sonra dünyada neredeyse izi kalmayacak olan bir Dfiavıpı, hatta ulus için o günler kaydadeğer bir büyüklük ve gönenç sergile-aektedır Kim bilir, belki de İbn Haldun'u tasdik eder bir şekilde, eski bedevilik pmlennin faziletlerini kaybetmiş ve yerleşik hayatm sunduğu nimetler içinde çıınımeye yüz tutmuş bir evreyi temsil ediyorlardı ve dolayısıyla faziletini koru-wha$ka bedevi toplumlarca yıkılmamn sath-ı mailine girmiş bulunuyorlardı.
^anlığm son döneminin siyasi hikâyesi içinde yıkılışın sebeplerini bul-iü zor olmayacaktır. Ama bundan önce Noonan'm dikkat çektiği bir iktisadi Rüdijcbiz de dikkat sarfetmeliyiz. Ona göre kağanlığm gücü ve dayanıklüı-jîkonomisinin çeşitliliğinde idi. Dâhili ekonominin çeşitliliği kendine yeterli az bağımlı hale getirirken, uluslararası ticaret para kazandınyordu”®. ^X. yüzyüla birlikte Hazar'm Doğu Avrupa ile İslam dünyası arasmdaki **^payı hızh bir düşüş sergiliyor ve ortalama olarak yüzde 20'si Hazar'da yüzde 80'i İtil Bulgar'a kayıyor. 965 civarmda ise toplam pay yüzde 5'e
H 'Trino-Turkica; The Khazar Sacral Kingship'', s. 162.
örneğinde bkz Golden, 'Trano-Turkica: The Khazar Sacral Kingship", s. 188. Kut keliznesı-«''TButi boyutlan hakkmda bir araştuma bizim "Kut: Evrensel Dilde Tann ve İyilik'' başlıklı bulunabilir.
resreyglco-Hazarslcaya perepiskû, kısa nüsha s. 81-82, uzun nüsha s. 98-102.
396 • Do^ Avnıp® Türk Tarihi
kadar duşmuf göaaiküyor İşte bu yıkılışın önemli sebebi olabilir^ duşuşu ise bir kısmını yukarıda Rus bahsinde gördüğümüz savaş da aramamak için sebep bulunmuyor”^.
Rus yükselişi nihayetinde Hazar'ı vurdu, uzun vadede zayıflattı zaman aralığında da ortadan kaldırdı”*. Fakat ticaretteki kesintiyi dı davranışianna bağlayamayız. Onlann ticaretin tarafı ve nıustefıdiy^ ^ duğumuz üzere Hazarlarla çatışmalarm ardından birkaç yıl sonra tir
tarak düzeni bozmalarından ziyade, Slav kabilelerden gelen haraa kesıw. birlikte düşünmeliyiz. Azerbaycan ve Deylem sahillerindeki Rus korsanlı^ nın ticari faaliyetlere bayağı darbe vurduğunu elbette inkâr edemeyiz
İslam ülkeleriyle Doğu Avrupa'nın ticaretinin Hazar yerine Harezm-Bul^j gıizergâhına kayması daha çok Hazar'ın doğu sınırındaki kıpırdanmalarla alaia! İl gözüküyor. Talihin garip bir cilvesidir ki, daha önce Göktürklerce yenileım şimdiki Güney Kazakistan arazisinden Aral'm doğusuna doğru sürülen Türgi^kr Hazarlarla yaklaşık aynı günlerde, 738 senesinde Araplar karşısmda ağır bir yf nilgi alarak dağıldılar”**. Bu birliğin aşağı Seyhun'un kuzeyindeki kalmtılanııiuı müteakip dönemde Oğuz birliğinin teşekkül ettiğini görüyoruz. Abbasi dönemıv le birlikte Arap fetihlerinin durması, Türgiş birliğinin dağılması ve Oğuz birliği nın oluşum evresinde bulunması, bu bölgenin 150 yıl kadar bir 'devletsiz sükûncT dönemi yaşamasını sağladı. Fakat IX. yüzyıl sonlarına doğru ortada Oğuzlar ce güçlendiler, kuzeyde bir başka Göktürk varisi oluşum olarak Kimek/Kıpçakk onlardan da güçlü hale geldi. Güneyde ise Maveraünnehr'de Samani hanedanı güçlü bir siyasi yapı kurup bozkıra baskı uygulamaya başladı. Macar bahsinde göreceğimiz üzere, Macarlığm bugünkü yerinde teşekkülünü sağlayan süreor ucu böyle olduğu gibi, Hazar'm yıkılışını da aynı mecrada aramalıyız.
ve batıya doğru iten bir güç yoktu. Buna rağmen, doyumluk amaçlı
j.ljiar'dan faydalandıklannı görüyoruz. Hâlbuki Oğuzlar güçlü bir yapı batılannda. Hazarlarla aralannda bulunan Peçenek-başladıklannda, bu İkincilerin fazla seçenekleri yoktu. Konstan-^ Porphyrogenitus kendi zamanmdan 55 yıl önce Oğuzların Hazarlarla bir
J93 yüı dvannda gerçekleşen bu hadisenin evveliyatmda Hazadan rahat-jjjdecek boyutta bir Peçenek tazyikinin olduğunu, dolayısıyla Hazarlarm bu kökten çözmek üzere Oğuzlarla işbirliği yaptıklarmı görüyoruz. Böyle yortunda, Harezm ile Bulgar arasmda Peçenekler ve Peçeneklerle de doğu ve İjıöUnndaki komşulan Hazar ve Oğuzlar arasında savaşlar varken, kervan ti-^ herhalde çok canlı olmazdı ve Kafkas geçitleri veya deniz üzerinden Ha-jjy^rjsıtasıyla gerçekleşen ticaret kuşkusuz daha emindi. Bu yüzden. Hazarlar jo^dan ve batıdan gelen tüccar kafilelerinin cazibe merkeziydi.
Lakın Oğuz smın Hazarlara dayandığında ve Peçeneklere göre daha güç-k bir merkezi devlet yapılanmaları olduğu gözlenen Oğuzlar ticaretteki kazan-amuvafık davrandıklarında durum değişmeye başladı^. Bizzat İbn Fadlan'm jetüıesım yazdığı 921 yılındaki Harezm üzerinden Bulgar'a giden elçilik heye-t bu şekilde 5.000 kişilik bir ticaret kervam eşliğinde seyahat etmiştir. O za-iinlarMüslüman olmayan ama bu dinle yeni yeni tanışan Oğuzlar, çok önem fcdiklcn anlaşılan ticarette sekte olmaması için bir takım uygulamalarla hem kuzeyle iş yapan Müslüman tüccarlara güvence vermişler, hem de kendi çıkar-kmı sağlama almışlardır. Bunlan İbn Fadlan ayrıntılı anlatır.*” İşte bu ortam-i kuzey güney ticaretinin ağırlık noktası Oğuz ülkesinden geçmek üzere Bul-pia doğru kaymış. Hazarlar önemli bir gümrük gelirinden mahrum kalmış-İKtiır.
CûMtıııtıne Porphyrogenitus, De Admmıstrando Imperto, s. 167. yine aym yazara göre Peçeneklenn ^kwıu kalmış ve Oğuzlara teslim, dolayısıyla dâhil olmuşlardır s. 169) ki, sonraki dönem ^ 0|u2ş«erelen içinde Peçenekleri bir boy olarak görmemizin sebebi bunlardır.
*«»tantınoi, özellikle Bizans elçilerinin nasıl gönderilmesi gerekliğini anlattığı 8. bölümde Peçe-•“kierdekı y(wıetidJerIe ayn ayn temasta olunması gerektiğini, herkesin başına buyruk olduğunu ürdader (De Admmıstrando Impeno, s. 1). Zaten hiçbir şekilde tek bir idareci bulunduğunu ima itaıtT şeylen Oğuzlar ıçm anlatan İbn Fazlan ise, karşılaştıkları bir meselenin çözümünde ül* üuaa adama (Kuz Erkin) dertlerini izah ettikleri anda rahatiadıklarmı, daha doğrusu salı-•«lUiklfnııı nakleder (ibn Fazlan, Seyahatname, s. 38-40).
398 • Doğu Avnıpn Türk Tarihi
Ibn Fadlan'ın esas anlattığı konu Hazar'ın yıkılış süreciyle ilgili surecin önemli bir parçasına işaret eder. Daha önce doğuda Harezm smjrj^ dan babda Dnyeper'in orta akışlarına kadar uzanan Hazar Devleti l^U2ey(i^|L garları ve Vyabçler gibi Slav kabilelerini de içine almakta iken, artık Bulgı^L kaldırıyordu. Bulgar Hanı Almuş'un ülkesine davet ettiği halife elçisinden şadı Hazar ile mücadelesinde manevi destek sağlamaktı*^. Nitekim o gunj^ Hazarlara vergi veriyor ve tabi iken, İslam ve Rus kaynaklanndan anladı^ kadanyla sonraki dönemde tamamen bağımsız bir Bulgar üe muhatabız. Bulgı^ gibi şöyle böyle tek başına Hazar kadar büyük ve güçlü bir devletten alınan h|. ne başına bir samur kürkü gibi bir verginin daha Hazar'm gelir kalemlerinden düşmesini ciddi bir mali açık olarak görmek durumundayız. Kağanlığın itib® kaybı tabii ki bundan çok daha etkili ve önemlidir.
Oleg'in Dnyeper Havzası'ndaki ilerlemelerinden çıkartacağımız sonuç SSCHerin sonu itibariyle Hazarlara vergi verenler içinde sadece Yukan Don Hav 2^sı'ndaki Slav ve Fin kabilelerinin kaldığıdır. Buna İtil boyunda, Hazar'ın he men üstünde yaşayan Burtaslan da ekleyebiliriz*^. Don Nehri'nin aşağısında, Azak'm kuzeyindeki düzlüklerde Macarlar yaşıyordu. İlgili bölümde aynnülj görüleceği üzere, 994 civarmda Macarlann bu bölgeden kovulması Hazar'm en büyük kaybı oldu. Daha çok para daha iyi savunma anlamma gelmez, ama daha çok asker ve hele iyi savaşçı bir müttefik kuşkusuz büyük bir artı güç demek hr. Hazarlarm bafa cephelerindeki harekâtmda Macarlann katkısmı veya öncülüğünü yukanda anlatmıştık. Kendileri savaşmakta isteksiz olup parayla asker kiralayan Hazarlara karşılık, Macarlarda eli silah tutan herkes askerdi ve savaşmak için bitip tükenmez bir enerjileri vardı. İşte, Hazar bağlısı olarak Don .Nehri boylannda yaşarken böyle bir kuvveti kağanlığm emrine veren Macarlar, dolayısıyla IX. yüzyıl boyunca sadece imparatorluk yapısmın değil, bizzat Hazar'm çekirdeğinin korunmasmda da önemli bir işleve sahiptiler. Onlan çıkar-tmca kağanbğm sendeleyeceği belli idi. Anlaşılan uzun süre geçmişten gelen nam devleti ayakta tuttu, ama etraftaki topluluklar bir bir aynimaya başladıkla^ rmda müdahale imkâm bulunmuyordu. X. yüzyıl ilerlerken ayrılan tek topluluk da Bulgarlar değildi.
Elçilik heyetinin götürmesi gereken 4.000 altm Bulgar'a ulaşmaymca, Almuş Han gücMUiHSİnın*^ bebinı açıklar "Ben kendi mallarımla altmdan veya gümüşten bir kale yaptırmak isteton goçb çekmem. Halifenin malınm uğur getirmesini arzu ettiğim için ondan bu parayı istedim" Ibn ^ lan. Seyahatname, s. 64. replika telefon sizin icn sundu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder