replika telefonlardan tarih bilgileri


 replika telefonlar


replika telefonlardan tarih bilgileri sizin icin en güzel yazılarımızı sizlere sunuyoruz ve replika telefonlar çok emek veriyor replika telefon ile birlikte güzel iş yapıyorşlar replika telefon diyorki
Kcmstantinos'un kitabında 94(nann sonu itibariyle anlatılan görunimv ku^ ^ cp az bir kuşaklık bir maziye sahip olmalıdır. Ona bakarsak Oğuzlar, TCara' Bulgarlar istediklerinde Hazar'a saldırabılırler**. O derece ki, ^^istedikleri zaman tarımsal sahaları tahrip ile Hazar'm hayat kaynaklan-imkânına sahiptiler. Aym bilgileri İslam kaynaklanndan da alırız. Me-bakılırsa, Orta Kafkaslan tutan Alanlann hemen doğusunda, Dağıs-^m K kesimlerinde hâkim olan Şerirler de (şimdiki Avarlann cetleri) Hazar-^jildınyorlardı ve berikiler bu dağlık ülkeye müdahale için bir şey yapamı-^lıidı"^ Aynı bilgiye "Âkâm'ül-Mercân" adlı eserde de rastlarız^. Boylece X. ^ ıçmde Hazar iktidarmın İtü-Don-Kafkaslar üçgenine sıkışıp kaldığmı ve Kafl^as sahasına asla nüfuz edemediğini görüyoruz. Üstelik etraftaki jjjjınn tamamı düşmandır ve Hazar'ı taciz etmektedirler. Garip bir tecelli ola-^ Hazar'm tek dostu veya sorunsuz olduğu komşulan olarak güneydeki l^jpijiycın ve doğuda Harezm'deki Müslümanlan görüyoruz^.
>j€redeyse bütün Doğu Avrupa'yı hâkimiyet sahasmda gösteren Kağan Yu-,^1 mukabil ondan çok kısa zaman önce yazılmış olup Hazar'ın düşmanlıkla-1*1 listeleyen "Kenize Mektubu"na göre ise durum çok fecidir ve bu üçgenin içi İsılım değildir. Bir kere Alanlar düşman edinilmemesi gereken, çevredeki en pçlu topluluktur. Muhtemelen İbn Fadlan'm işaret ettiği 920 yılı veya öncesin-iebsavaşta Oğuzlar, Peçenekler, Aslar ve Kafkaslardan bir halk birlikte Hazar'a aldırdıklannda, Alan krah Hazar'ı destekler ve galip gelirler^'®. Aslar üçgenin tokenannda yaşamaktaydüar. Yani artık Hazar'ı Kırım'a bağlayan yol dahi salı değildi ve o günlerde Hazar'm hemen hiç imparatorluk vasfı kalmamıştı, tukanda geçtiği üzere, bundan 10 yıl sonra Hazarlarla Alanlar kapıştığmda ka-Omuzlan yardıma çağırır ve Alan kralmı yenilgiye uğratıp barışa zorlar ve ledamat edinir*". Bundan da 10 yıl sonra yaşanan Romanos kışkırtmab Rus sal-bnsuvda Hazarlann Bizanshlan Kırım'da yenmesi ve Rusları teslime mecbur almasında yanlarında As müttefikler bulunduğunu tahmin etmek zor değil
VaicüMethıp HızaTın düşmanlan arasında Bâb'ül-Ebvftb, yani Derbentsin şahsında Müslıiınanla-ndınyır KaraUy, "'Hazarların Musevüefinesine Dair Bir Belge", s. 14. Axna bunun büyük resmi söylenemez. Hele de Müslümanlar açısından durum farkli3rdı ve artık düşman olan bir HfeandakkiM bulunmuyordu. 963 senesinde Bizans orduları Şam'a kadar ulaşırken, şair Muham* e-ZıMfl bir şiirinde 'Türk ve Hazar yurtlarından gelen kahraman askerlerle üzerinize çuUa-^«Ml»r4ıyfwvdaank*ııalrtadır (Kitapçı, "Hazarlar Hakkında Yeni Tarihi Gerçekler^, s. 10).
400 • Doğu Avrupa Türk Tanhı
Kısaca görünen şey Hazarların artık etraftaki hiçbir toplulukla ^ savaşamayacak derecede büzülmüş ve küçülmüş olduklarıydı ve dev] ^ ğı dikkatli dokunmuş bir ittifak örgüsüne bağlıydı. Bu yüzden luklar içinde kendi taraftan fırkalar oluşturmak ve onlan iktidarda tuh***^ rundaydı. Bu topluluklann içişleri Hazarım dışişleri haline geliyordu ilkle o zamanlann yükselen gücü olan Oğuzlara dikkat etmeliydiler
Oğuzlarla Hazarlann o dönemde bağlaşık olduklanna dair toplaj^^^ haberimiz var: 890'larda Peçeneklere karşı ortak harekât ve 93Tde Haza Alanların hesabınm görülmesi. Mesûdî, Konstantinos ve ''Kenize MektubJJ^ göre Alan savaşı sonrasındaki dönemde düşmanlık adetten olarak sür ^ Ibn Fadlan'ın da 920'lerin başında canlı bir adavetten bahsettiğini beliı
Toplamda görülen şey Oğuzların Hazadan sürekli bastırdığı; bunun arka da bir taraftan yurt ve yemek ihtiyacını, bir taraftan da doğudan artan basl^^ görmeliyiz. Durum, elimizde fazla kaynak olmasa da Oğuz cephesinden ca bir nebze anlaşılabilir.
Rivayetlere dayanarak sonraki kuşaklarda derlenmiş olan Selçuklu so^ gelenekleri, Oğuz ordulanmn başında olan Selçuk Bey'in Oğuzlann birTürkv^ ya Müslüman kavme saldınlarma karyı çıktığım, bu yüzden yabgu vebeylerfle bozuşup aynlmak zorunda kaldığım belirtirler. Ondan da çok önce babası Dıj. kak aynı şeyi yapkmıştır. Selçuk Be/i kişilik olarak ilginç kılan hususlardanb|. ri oğullannm tamarmnın İsrail isimleri taşımasıdır. Onun bir şekilde MusevM inanayla bağlantısına dair en ufak bir atıf veya ima yok. Ama sonuçta Müslu man olmadan önceki döneminde oğullannın adını Musevî isimlerinden seçn bir Oğuz yöneticisiyle muhatabız. Bunu nasıl açıklayabiliriz? Oğuzlann Hazaı bağlısı olduğu gibi eski hükümler bugün terk edilmiş durumdadır vegörduğıı muz üzere fiili durum böyle bir bağlılığı değil, tersine Hazar üzerindeki 0^ tehdidini gösteriyor. Selçuk Bey anlaşılan Hazar muhiplerindendi ve yukarıda geçtiği gibi ittifak zarureti içinde bulunan Hazarlar böyle muhipleri elde tutmak için her şeyi yapıyor olmalıydılar. Selçuklu rivayetleri onun babası Dukak'ında aynı siyasette olduğuna işaret ediyor*^^.
Selçuk Bey genel kabuldeki gibi 960 yılının hemen öncesinde YabgulukiaP aynlıp Cend'e göçmüş ise,^’^ olayları rahatça kurabiliriz. ''Kenize Mektubu na göre 931 yılındaki Alan savaşında Hazar kağanı Torku melikini' kiralar. Yabp bizzat sefere katılmış olmayabiliriz ama bu ifade bize Oğuzlann en üst seviyi
^ ftterinct büyük bîr ordu ile Hazır hizmetinde buhınduklamı |B«sn»dâb komutan Dukak Bey olabilir. Om Fadlan'dan ıstmiennı , 10 yıl önceki beylerin içinde Dııkak'm ismi geçmediği gibi, kendi
nvaveden Selçuk* un gençliğinde babasımn olduğunu, kendisinin sa-J^.jj^\erlığıyle öne çıktığım ve bir sure sonra aym göreve getuıldığını libası Dukak'tan sonra başka birisi subaşılığa getirilmiş, ancak bekJe-gösterememiştir. Bunu MesûdTden takip edebiliriz. Hatırlarsak, kı-donduğunda beri tarafa geçen Oğuzlan Hazar birliklen 1ıep puskur-^ Oğuzların Hazar'a verdiği önemli bir ziyan yoktu. 960 yılına doğru l^nşlsr* 8^^ olgunlaşan ve kendiru ispatlayan Selçuk, babasımn gorevi-^pfonlır Anlaşılan Hazar siyasetinde yağmadan beslenen beylerin istediğim bu devletle iyi geçimneye çalışmca, çıkarlan zarara uğrayan beyler çalışmalara başladılar. Onun saraydaki bir küstahlığmı kullandılar ve tahtına göz koyduğu gibi iftiralarla onu gözden düşürüp görevinden Sdçuk un saraydaki küstahlığı Kiev Kağam Svyatoslav'dan gelen Ha-01 kaışı ortak hareket teklifine karşı çıkması olabilir mi?
İl ^hfi veva ortak harekâtı anlık ve bir seferlik olarak duşüıunemelıyiz. MaAdrnın Hazar'a Oğuz saldınlanm süreğen sunması gibi, Kağan Yusuf da i sKnnden gelen Ruslara yolu kapatmasmı anlatırken süreğen bu* halden, lüıoııiaria süreğen savaşlardan bahseder "Gemilerle gelen Ruslann onlara Munanlar) ulaşmasına izin vermiyorum. Daha doğrusu onlann ülkesine jnclıçın kara yoluyla gelen onlann düşmanlanm da bırakmıyorum. Ben on-•k ^ddetlı savaşlar yapıyorum*^**. Karayoluyla gelen bu düşnumlar o gun-Fe Oğuzlardan başkası olamaz. Demek ki çoktan başlamış bir Rus-Oğuz ış-^ viftİL Bu işbirliğinin kok ve sebeplenni açıktlamak için her turlu yorum ^Pidıh,
ama merkezde Oğuzların vurt ve Ruslann pazar arayışı olsa gerek-^ ^ Duıüop'a göre Ruslar açısmdan ganimet bile pazar kadar önceliğe sa-Kağanın mektubunda itiraf ettiği gibi yolu Ruslara
Ana Rus yıUığmda Svyatoslav'm önceki ve sonraki faaliyetleri latılır ama Hazar seferi çok kısa ve özdür: (Yıl 6472/964): "(Svyatosla , ^kelere elçiler göndererek şöyle dedi: "Sizlere geleceğim". Oka ve İtil'e derken Vyatiçlere rastladı ve onlara şöyle dedi: "Kime vergi veriyorsuıny> ^ 1ar da şöyle cevap verdiler: Hazarlara, adam başma bir sincap kürkü verjyo^ (Yıl 6473/965): "Svyatoslav Hazarlarm üzerine gitti. Svyatoslav'm doğru geldiğini duyan Hazarlar kendi kağanlarmm başkanlığında onlani.^ lamak üzere çıktılar ve savaşmak üzere karşı karşıya geldiler. Svyatoslav lan yenerek onların şehri Bela Veja'yı (Şarkel) aldı. Yas ve Kasoglan da Kiev'e getirdi.
Bu tarihten sonra artık Hazar diye bir şeyin bulunmadığını bilmeseydii,, İslam kaynaklarındaki bilgiler bize ulaşmasaydı, sırf bu habere dayanarak çji, yanhş bir hükme vanrdık. Bu faaliyet açıkça basit ve diğerlerine kıyasla tarilıı önemi büyük olmayan bir hava içinde veriliyor. Hazarlara vergi veren son Slav kabilesi olan Bulgarim hemen batismda ve Kiev'e en uzak noktada yajaya Vyatiçlerin de kopartılmasından sonra, çok büyük ihtimalle Kiev'e dönnıejıp kışı Yukan Don Havzası'nda geçirdikten sonra yoluna devamla Hazar'a yiinv yor. 'Ak Hisari anlammdaki Bela Veja açıkça Şarkel'dir^”. Savaşm sonucu İnin-nm Ruslara geçmesi olduğuna göre, oralarda bir meydan savaşı yapıyorlar fc mm ardmdan da zaten Batı Kafkas halkları olan Kasog ve Aslarla savaşıyor, kus kaynağına göre her şey Hazar ülkesinin batı uçlarında olup bitiyor. Ana Haar ülkesi olan Etil, Semender ve Belencer gibi şehirlerin bulunduğu doğudaki bölgelerle ilgili bü ibare yok.
Bu yüzden, metinde açık olan Bela Veja'mn asimda başkent Etil'i temsil (fr ği vb. tartışmalara hiç gerek yok. Zira İslam kaynaklarmda görünen manan başkente Ruslarm gelmiş olma ihtimalini azaltıyor. Başkentin 969 senesinde kıs işgaline uğradığım söyleyen olaylann çağdaşı Ibn Havkal'a rağmen. İbn Havtd □tabım yazdığı günlerde Ruslarm Bulgar, Burtas ve Hazar'ı mahvettiklerini özdeki adalara sığınan halkm korku içinde bekleştiklerini, bir kısmının Şir ıh'm yardımıyla geri döndüğünü yazar. Müellif Bulgar kenti hakkında rken de Ruslarm burayı tahrip ettikten sonra
gus Svyatoslav'ın Oka Nehri boyunca doğuya hareketini veriyor.
^ Havkal'daki Bulgar saldırısına koşut, ancak yıllıkta onun Bulgar'a ulaş-^ dâir bir ibare yok. Öte yandan, Bulgar takip eden yıllarda dipdiri ayak* görmüş havası bulunmaz. Svyatoslav'm oğlu Vladimir 985 yüın-yardımıyla Bulgar'a saldırır ama onları çetin ve güçlü gorup, kendisi* vermeyeceklerine kani olduktan sonra 'ebedi' bir banş yapar^. Belki İjlbnHavkal'ın emin şekilde 969 senesine koyduğu, 'Tovest"ın ise 965'te ka* ^şekilde verdiği hadiseyi Bulgar'ı hedefleyen ama çok etkilemeyen, teğet bir Kı^hucuınu olarak görmeliyiz. Bulgar etkilendi ise de bunu yapanlarm Rus ^ Oğuzlar olduğunu tahmin edebiliriz, öbür türlü Bulgar haberlerini say-Ijjjrcı anlatan "Povest" önemli bir konuyu kaçırmazdı herhalde. O halde ^toalav'ın Bulgar önlerinde güneye kıvrılan, belki İtil-Don yaklaşmasının ırısından geçerek üçgene giren bir seferinden bahsetmeliyiz. Buna hazırbklı fllır Hazarlar ise temalüyün aksine bizzat kağan komutasında çıkıyorlar ve ku* lerde bir yerde onlan karşılıyorlar. Savaşı Ruslar kazamyor ve Don Nehri'nin pıneyi boyunca ilerleyerek Şarkel'i alıyorlar. Ardından daha güneye geçerek Kuban boylarındaki halklarla savaşıyorlar ve doğruca Kiev'e dönüyor* lir.
Başkente Ruslann gelişi gibi bir hadiseyi ashnda İbn Havkal'daki bir ayrm-ü kuşkulu hale getiriyor. Ruslar gibi suyu iyi kullanan bir halktan kaçanlar her-hıkie daha kolay hedef olaccüdan adalara sığmmazlardı. Adalara kara kuvvet-iennden kaçılarak gidilir. Deniz kuvvetleri tekmil bir Rus akını bu insanlann hışkenttcn kaçışına bile imkân tanımazdı. Ruslann Hazar'a sefer yapüklannı söyleyen Makdisî de bu hadiseyi verir, ama kaçışı biraz daha belirgin olarak şuur IHazar başkentinin) halkı şehirden deniz kıyısma göçmüşlerdi. Şimdi geri dönmüşler, Yahudi iken Müslüman olmuşlardır"^. Başkent deltaıun yukan kesininde olduğuna göre, sanki aşağı kesimlerdeki adalara doğru bir hareket var. k da deniz gücü olan bir ordudan kaçışı açıklamıyor.
Ruslan suçlama furyasına İdrisî de katılır: "Bu kitabı telif ettiğimiz sırada kılar Burtaslan, Bulgarlan ve Hazarlan hâkimiyetleri altma almışlar ve ülke-ele geçirmişlerdir. Bu diyarda Ruslardan başkalanrun sadece isimleri kal-Onun zamanmda Hazar'm ve Burtas'm isimleri dahi kalmamıştı, ama klgar dipdiri ayaktaydı ve Ruslar hiçbir zaman birşey yapamadılar, hâkim ola-vergi de alamadılar. Bulgar'ı önce Moğollar, ardmdan Timur bitirmiş-
br Bu haberde de kuşkulu içerik çok. Dolayısıyla onun Semenderdi de R, mahvettiği habenne** daha bir ihtiyatla yaklaşmak gerekecektir.
Vladimir 985 senesinde, Ruslann daha güçlü bir zamamnda Bulgar'a larla birlikte ancak saldırıyor. Balkanları çok seven ve Deliorman'a laşuuö^ teyen Svyatoslav. Tuna Bulgar'a ancak BizanslIlarla ortak bir harekâtla mü(i^ le edebiliyor. Hazar saldınsmı tek başlarına yaptıklarını düşünmek en baştı ^ amule aykın olacakbr. Shepard'm belirttiği gibi, Svyatoslav bu sefere bağlaştıktan sonra çıkmıştır^. O zaman Oğuzlaıın katkısı nedir? İşle bu da diğer sınıftan İslam kaynaklınnı dikkatli okumalıyız. İbn Miskaveyh%5y,. hnda Türklerin Hazarlara saldırdığını, berikilerin Harezm'den yardım ıstedıjj. ni, Harezmlilerin ancak Müslüman olmaları karşılığmda yardım ettiklenru so^ İçmektedir. Sonuçta hükümdar hariç Hazarlann tamamı Müslüman oluı^ radaki zaman bilgisini "Povest"in yanına koyabilir nüyiz? İbn Havkal'ın verdiği 969 senesi doğru olamaz, zira Svyatoslav o sene Balkan seferinde idi. Ayna mudakkik tarih bilgisi coğrafyacılardan daha fazla güven telkin eden İbn'ül-E» de İbn Miskaveyh ile aynı şeyleri yazmakta, farklı olarak ilk zamanlarda dire nen hükümdarm da nihayet Müslüman olduğunu eklemektedir*^.
Asimda Hazar'm kalbine esas inenlerin başkaları olduğunu İbn Havkalbır aynnbda vermektedir: "Bunlar Ruslarm hepsinin hücumu ve komşularının ul-kelerinde aşın tahribat yapmalan neticesinde meydana gelmiştir"^”. Rus hücumu doğru ama esas yıkıım komşular yapıyor. Güneydeki Şirvan ve doğudab Harezmliler bunu yapmadığına, aksine yardım ettiklerine göre, Hazar'ı esas yı-kanlann Oğuzlar olduğu ortaya çıkıyor. Mesûdî'nin kaydettiği üzere, suyu geç me kabiliyetleri fazla olmayan Oğuzlar geçici ve kiralık yollarla, belki de Rus yardımıyla bunu yapmış ve Hazar ordusunun batıda hezimete uğradığı günler de başkenti basmış olabilirler. Bu baskın başanh olur, ama deltamn aşağı kesimindeki adalara çekilen başkent halkım takip edemezler. Hazarlar Harezm'le yardım müzakeresi yapacak kadar uzun süre bu adalarda kaldıklarına göre düşmanlarmm deıüzde hareket kabiliyetleri gerçekten kısıtlı olmalıydı.
Aynca, Şarkel Kıpçaklar tarafmdan yakıbp yıkıldığı 1116 tarihine kadar Ruslarm elinde kalmış ve önemli bir ticaret merkezine dönüşmüştür^. Başken
Şeşen, İslam Cop^afyactlan, s. 111. Shepard, "The Origins of Rus", t. 60. Dunlop, Hazar Yahudi Tarihi, s. 262. Ibn'ul-Esır, İslam Tanhi ~Vîl-, s. 486. Şeşen, İslam Coğrafifoctlan, s 170. ArUmonov,
gjgÜondi böyle birşyey duymuyoruz. Ruslann iki ayn ^hre iki ayn davra* ^^j^pkmelerini bekleyemeyiz. Esas ticaret merkezi olan kent Oğuzlar tarafın-^öitKUn kaldırılırken ve burada Rus hâkimiyetine dair bir iz bulunmazken, ^ çok istihkâm niteliğinde olan bir kalenin etrafındaki Şarkel Rus idaresinde bir ticaret merkezine dönüşüyor. Bunu başka türlü değerlendirmek zor-
Haıır Varisleri
Islâm kaynaklan Hazar Denizi kıyısındaki Hazarlara ne olduğunu açıkça ıjfiuvorlar Müslüman veya devletsiz olmalan, her ikisi de aynı etkiyi yapacak, lal bir zaman sonra çevredeki Türk nüfus arasmda eriyip gitmeleri anlamma leiecfktir. Hazarlann Siyahkûh Adası'na, yani Mangışlak bölgesine sığındıkla-jiiıoylcyen Ibn Havkal, aynı eserinde "Siyahkûh'ta Oğuzlardan bir topluluk îOinnaktadır" der”V Rus-Oğuz saldırısından 16 yıl sonra yazılan "Hudûd'ül-îlem* de burada Oğuzlarm oturduğu ve çevreyi yağmalamakla meşgul olduk-Im bilgisini verir^. İbn Havkal bu bilgiyi şahsen görüştüğü İstahrî'den almış oiiMhdır, zira Hazar'ın yıkıhşmdan çok önce yazan bu sonuncu âlim, Oğuzlar-im kopan bir topluluğun buraya gelip yerleştiğini söyler^. Öyleyse başkent ttkenlı Hazarlann önemli bir kısmı Oğuzlardan kaçarak Oğuzlardan kaçmış bir Ojuı topluluğuna sığmıyorlar. Eğer Anadolu'ya göçler bunları da içerdiyse, Oj^zlarm arasına karışıp Müslüman olmuş bir kısım Hazarlann bizim atalan-«an bir kısmı olduğımu söyleyebiliriz.
Sahilde korku içinde bekleşen ve bir şekilde dönme ümidi taşıyan Hazarlar k«ubaşarmış ve hayatta kalmış olsalar da, başkentleri için bunu söyleyemeyiz. Anlan coğrafya eserlerini tasdikleyen ve Hazar'a saldından iki kuşak sonra ya-anMrûnî, İtil'in ağzmdaki bölgeyi Oğuz yurdu olarak nitelemekte ve eski Ha-arbı^ıentmin harap ve metruk olduğunu söylemektedir^. Artık bağımsız bir yapdaruna, hatta münferit bir etnos olarak kalma ünkâm bulamayan Ha-ar bakiyeleri, bir şekilde hayatta kalma savaşı veriyorlardı ve anlaşılan çare dnakSO yıl önce Peçeneklerin yaptığmı yaptılar ve Oğuzlara teslim ve dâhil ol-Bu bölge kısa bir süre sonra Kıpçaklaştığından, ya onlara karışarak son-
Ştşn, y«fi Co^^MCtlon, s. 164. Bu bilgi başta Istahıİ olarak (a.g.e., s. 155) bu erken dönemde ya-^ an bifka aJimlerce de doğrulanır.
^ Ukm CoğnfyaaUm, ı. 58.
îtim Coğrafyttalan, t.l55. Faruk Sümer'e göre en az X. yüzyıl başından ihbaren burada vtştoıaktaydı: Oğtaimr (Türkmenler), s. 62.
406 • Doğu Avrupa Türk Tarihi
raki Kazak ve Nogay uluslarına dâhil oldular, ya da belki Karadenur den batıya göçen Oğuzlara katılarak kısmen Balkanlara indiler, rayna'ya dağıldılar. Elimizdeki üç Hazar mektubımdan biri olan Musevi cemaatin meselelerini içeren "Kiev Mektubu" olarak bilinen leme alan Hazar asıllı kimselerin Rus başkentine ulaşmasının bu olabilir. ^
Kazı çalışmalarının gösterdiği üzere, Şarkel'in Rusların elinde old * 1116 arasında buranın gayri-Rus nüfusu dahi Oğuz ve Peçeneklerden ol ^ du*» Yerli Hazarların Ruslarca tümden yok edildiği gibi bir gerçek olmayabilir ama daha muhtemel vaka onlann soydaşlan Oğuz ve katışmış olmalandır. ^
Rus ve Bizans kaynaklarında XI. yüzyıl boyunca yayılan birkaç haberd matarhan Yamnadası'nda Ruslarm yanmda veya karşısında çeşitli çatışnJ/*^ adı karışan Hazarlardan bahsediliyorsa da, bundan kastın artık Tamau^ merkezli Rus Knezliği'ne kağh olarak yaşayan Yahudiler veya Hazar kain, Musevîler olduğu düşünülür. Ortada bağımsız bir Hazar yapılanmasını akla ^ tirecek bir faaliyet gözükmez. Mesela BizanslIlar 1016 senesinde Rusyardu,^ la Hazar valisi Georgios Tsulo adlı birine karşı sefer yapıyorlar. Sonraki çalışma 1ar bu kişinin Bizans yazan Kedrenus'un ifadesinden anlaşılacak şekilde bir Ha-zar valisi değil, Hazar veya Bulgar asıUı isyancı bir Bizans valisi olduğunu goı-termiştir ve Kırım'daki bu isyan Rus yardımıyla bastırılmıştır^.
Bu çerçevede Hazar meselesini bir tarih konusu olmaktan çıkartıp güny. müzde meşhur kılan konuya, Hazarlann Doğu Avrupa'daki temsilcileri mes^ leşine de birkaç cümle ile değinmek gerekecektir. Ülkemizde iki ayn konuka-nştınlıyor: 1- Hazarlann torunlan Karaimlerdir; 2- Hazarlann torunlanDoğu Avrupa Yahudileridir. Bu iki önerme öncelikle birbirini nakzeder. Karairnkr Doğu Avrupa'daki Musevi nüfusun çok küçük bir kısmım. Doğu Avrupa (At kenaz) Yahudiliği ise dünyadaki Yahudi nüfusunun büyük çoğunluğunu teçhl eder. Rahmetli Şaban Kuzgım "Hazar ve Karay Türkleri" başlıklı meşhur çalıt masmda bazı mantık yollan kullanarak Hazarlann Karaim mezhebinde olduğunu öne sürmüştür ama en başta tarih olarak buna imkân yoktur. Zira KaraiınM^ Hazar Devleti kurulduktan çok çok sonra ortaya çıkmış bir mezheptir. VIII y^' yılm ikinci yansmda Abbasi başkenti Bağdat'ta filizlenen bu öğreti elbette Hazar mülkünde de talebe bulmuştur, lâkin hem Hazar mektuplarının açıkça terdiği üzere bunlar Talmut'a inanan Musevîlerdir, asla Karaim olamazlar ArUmonov, Hazar Tarihi, t. 581-582. ArUmonov, Hazar Tarihi, t. 559-560.
replika telefon sizin icin sundu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder