birebir ürünler ve psikoloji konusu

 birebir ürünler


birebir ürünler ve psikoloji konusu evet arkadaslar sizlere faydalı bilgiler verirken gururla bunları sizlere sunan birebir ürünler diyorki
Bilinçaltı kolaylaştırmasıyla ilgili Cambrıdge Üniversıtesı’nden Tony ^d’ın çalışması ilk örnek deney haline geldi. Deneyin ilk safhasında bir jjpçi:grubuna bir sözcük çok kısa bir süre için gösterildi (20 ile 110 mılısa-arasında) bu sözcükten sonra retinaya düşen sözcüğün imgesini bloke görsel bir işaret verildi (XXXX dizisi gibi), daha sonra bir sözcük gos-jniilıvcbu böyle devam etti. Sözcükler çok kısa sürelerde gösterildiği için ^jneÜcr sözcükleri gördüklerinden bahsetmediler. Yani sözcükler denekle-bilinçaltı düzeyde algılanacak şekilde verildi ve hangi sözcükleri gördük-ıcrmı tahmin etmeleri istendiğinde tahminleri şans düzeyini aşmadı. Delklerin sözcükleri tanıyamadıkları bir sunum süresi tespit edildikten sonra htif kullanılarak kolaylaştırma etkisi olan bir sözcük (BREAD-Ekmek) ıwkolaylaştırma etkisi olmayan bir sözcük (Şekil 5.2*ye bakınız) bılınçal-ı^lama düzeyinde deneklere sunuldu. Deneklerden ikinci sözcüğün yanı ycfiûzcuğun (SANDW1CH-Sandviç) anlamsız bir harf dizisi mı yoksa îrttKuk mü olup olmadığına karar vermeleri istendi. Bu görev, sözcük ka-W''crmcgörevi (lexıcal decısion task) olarak isimlendirilir kı daha sonra-kbbiumdc tartışılacaktır. 1 larf dizisinin gerçekten bir sözcük oluşturup burmadığına karar v'crmek için reaksiyon zamanları kaydedilmiştir. So-»çi»gösterdi kı ilk sözcük hedef sözcükle ilışkıliyse karar süresi, ilişkili ol-durumdan daha kısaydı.
k araştırmacılar buna benzer sonuçlar bildirdiler. Ancak diğer araştır-^^•Wki eleştiriler de geldi (bkz. Holender, 1986). Bu eleştirmenlerin ba-^•Ifiıal eşiği bir deneğin kendisi belirlediği zaman, yani denek
ol^ıu itirafından konursa, bilinçaltı kolaylaştırıcı etki ortaya çıkmaz. Bu ve benzer birçok araştırmadan çeşitli sonuçlar çıkarılabilir.
•Belirli koşullar sağlandığında, bilinçaltı kolaylaştırma etkisi gorulur.
•Eğer bir kolaylaştırma uyaranı duyusal eşiğin altında sunulursa (nöral bir tepkiyi faal hâle getımıek için gereken en düşük enerji olarak ta-nımlanır) bilinçaltı kolaylaştırma etkisi meydana gelmez.
•Bilinçaltı kolaylaştırmanın etkili olduğu durumlarda, ilk olan sözcük veya resmin bazı parçalarının algılanması olasıdır, ama bu şekli veya sozcugu gördüğünü kendinden emin bir şekilde bildirme olasılığı çok düşüktür. Duyu eşiğinin altındaki uyaranların (bunun anlamı dış uyaranların, duyusal nöronları ateşleme düzeyinin altında kalmasıdır) sonraki bir olayın hatırlanmasını veya tanınmasını artırması gibi bilişsel bir fenomeni etkilemediğini öne sürmek zor görülüyor. Yine de birçok deneyde bir kolaylaştırma sözcüğünün çok az miktarda görülmesi bile, bu sözcükle ilişkili olan bir başka sözcüğün bulunmasını oldukça arttırmaktadır. Yanı, bazı düşük düzeydeki duyumlarda, yani deneklerin bilinçli farkındalık bildirmedikleri duyumlarda bile, bir miktar bilgi elde edildiği ve depolandığı görülmektedir. Bizim burada, bir deneğin gerçekten yanı fiziksel olarak yaşadığı şey ile deneğin yaşadığını bildirdiği şeyi birbirinden ayırt etmemiz gerekir.
Bilinçaltı algılamayı test etmek için örnek. Deneklere bilinçli algılama düzeyinin altın da bir sözcük gösterildi. Bir durumda kolaylaştırıcı sözcük (ekmek) hedef sözcükle (stmd vıç) ilişkili, diğer durumda ise ilişkisizdi (kamyon). Kolaylaştırıcı sözcüğün sonradandu vusal işlenmesini Önleyen bir maske (XXXX) kullanıldı. Sözcük kararı verme görevinde deneklerden eğer ikinci harf sırası bir sözcükse (îkiiklvıç) bunu söylemeleri istendi. Veri ler, eğer eşik altı sunumda verilen sözcük (ekmek), hedef st^zcükle (stmJvıç) ılışkılıvsc re aksiyon zamanının kiialdıgım, ilişkili değilse (/aımyon) bir etki gtmılmedığını gösterdi.
pü mesele clenevscl oLlujl^ı kadar (>netnlı hır felsefî soruyu da berabe-fuxle getirir: Bilinçli veya bilinçsiz yaşantıların öznel bildirimi ne de-güvenilınhr?. Bu belki de Kı problemin donum noktasıdır. Prob-j^jmlerden birisi gözlemcinin, duyumların “bilinçli” olup olmadığına iiTâi vennek için ihtiyaç duyduğu duyum kuvveti düzeyine erişirken pullandığı içsel kriterdir. Bu mesele sinyal keşif teorisi ile bağlantılıdır vc bu konuyla ilgilenen okuyucu bu başlık altında alâkalı materyalleri bulabilir. Felsefî olarak bilinç çalışmaları ne yazık kı burada çözülemc' vecek olan gerçek ve illüzyon ile ilgili soruları içerir.
, Sonuç olarak, bilinç çalışmaları kendi inançları için deneysel olmayan ^jiklamalar bulmaya çalışan bazı kişiler için hoş görülmektedir. “Ruh-şal guç”, “kozmik bilinç”, “altıncı his”, “bilinçaltı algı” (bu bölümde, tespit edilen en küçük duyum veya eşiğin altındaki uyaranların algılanması olarak kullanıldı), hatta reenkarnasyon, kehanet, mh, özgür irade ve ortak bilinçsizlik hakkında tahminlerde bulunmak kolaydır. Bilişsel pşıkoloji için bu konular tabu değildir. Bu bahsedilen konulardan bazıları, deneysel olarak araştırılmayı hak edebilir. Sıra dışı bilinç teorıle-nnm (biliş tacındaki değerli bir mücevher) sıra dışı kanıtlar gerektirdi-(^1 düşünüyoruz. Ve özellikle de bu tur fikirlerin, fiziksel evrenin do-^ıvla ilgili yasalarda olduğu gibi, bilişsel nörobılimın temel yasalarını da, eğer tamamen ortadan kaldırmazsa,
l’?ku. Bilinç ile bilinçsizlik arasındaki en açık ayrım, birisi uyanıkken vc-pınfurorken görülür ve bilinçle ilgilenen öğrenciler, uyuyan insanlarla yapılı deneylen çok tutmuşlardır. Tercih edilen araç EEG’dır, çunku (eğer ka-pM, tellerin sarktığı bir başlık giymek sızı sıkmazsa) kısıtlayıcı değildir ve feıporıl loba dair zengin veri toplanabilir. Uyku perıycxlu Kıyımca K'yın Mpdmnı almak mümkündür.
i Jtnboyunca etkileşim ıçındeyızdır ve bir yere bakma, bir mesaj dinleme, bir fcny koklama gibi sürekli dikkat durumundayızdır. Ama uyurken dikkat mc-son derece gevşer ve kişisel etkileşim (arada
‘wna Knm sannuk haru») neretieyse yoktur. Aynı zamanda insanların normal iilüik vc^ıtlı uvku "evrelerine’* geı^tıklerinı doğrulayan fark edilir değişiklikler Jc EEG kavıtlarında gorulur. Şekil 5.3’ıe beyin dalgalarının beş özelliği, insan-bnn uyanıklık ve don uyku e\Tesının elektriksel faaliyetini göstermektedir.
Sakın hır durumda olduğumuz zaman, yanı gözlerimiz kapalı bir şekilde ve uyanıkken, alfa dalgaları sergileriz. Alfa dalgası saniyede 8-12 devirli oldukça düzenli bir seyir gösteren elektriksel potansiyeldir. Birinci uyku evresi dört evrenin en hafif olanıdır ve ilk uykuya daldığımızda meydana gelir. Bu evre boyunca uykulu olma halını gösteren kısa periyotlu teta faaliyeti (4-7 Hz) vardır. Uykunun ikinci evresi, 12'15 Hz lık ritmik EEG faaliyetleri olarak tanımlanan uyku "dikenleri” ile nitelendirilir.
Bir kişinin EEG kavıtlannın, uyanıklılıktan derin uykuya doğru değişimini gösteren bir örnek. İlk düzeyde kişi uyanıktır ve düşük genlikte hızlı faaliyet öruntusu sergiler, derin uykuda bu örüntü, yüksek voltajlı yavaş delta dalgaları örüntüsüne dönüşür. Bu evrede bilinç, belirgin şekilde azalır. Kişi bilinçli duruma gen dönerek rüya görmeye başladığında, bu derin uykunun yerim REM (hızlı göz hareketi)
uvku cvrcM Kavunca ince uzun eksenler ^klmde orumulere ek J jflta vUlgalan (l -4 Hz) gözlem ve dördüncü u\ku evresinde EEG ka-f r önceki evredekme bcmerdır ama daha yaYft'n delta dalgaları yt\ ^\kxKhb:u uyku evresi en derin uyku evresidir çünkü uyarılma en zor bu i ¥ . Her evrenin davranışsal özellikleri, rüya ve hızlı göz hareketleTİ nıovcment) ile karakterize olan REM uykusunun işaretlen Şekil
pıf uvku çalışmasında, bilinçten bilinçsizlik durumuna geçişteki ve sonra ^ bılınçlı^iS^ dönüşteki değişimi görmek mümkündür. Dahası, EEG ve araçlar kullanarak bilinç düzeyleri ile beyin faaliyetinin
.4i] devresi. EEG karakteristikleri ve davranış kalıplarıyla belirlenen uyku evreleri «i|ıiı gösterilmiştir. Burada, bir kışı uyanıklıktan ve uyuklamaktan (yatakta sağa ndnnınc) sakinleşmeye gidiyor, derin uykudan REM (hızlı göz hareketi) uykusuna bilinçli faaliyete dönüyor.
etkılcnmrdıtının görülmesidir. Buradan yola çıkarak en azından temel ıkı bellek Msremı okiu^nu söyleriz.birebir ürünler sundu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder