birebir ürünler ve psikoloji konusu1

 birebir ürünler


birebir ürünler ve psikoloji konusu1 bugün birebir ürünler psikoloji konuları icin diyorki Bu sonusitf ara^ırmacdarın amnezık adı verilen klinik hasta grubunu an-UmaUnr\a yardımcı olur. Amnezık hastalar geçmişlerindeki neredeyse her şeyi veya yeni oj^ndıklcrı herhangi hır şeyi hatırlayamıyor gibi görünürler. Aın:ak Brenda Mılner (1966, detaylı bilgi için Bölüm 6’ya bakınız) agır am-nezık kişilerin bile duyusal motor becerileri öğrenebildiğini bulmuştur, bu hareketlerden hırı örneğin hedef tahtasına ok fırlatma veya aynada resim yapma egzersizi olabilir. Aynı zamanda bazı hastalar eğer uygun bir şekilde ipucu verilirse sözcükler veya resimler hakkındakı bilgileri yeniden kazanabilirler.
Bu çalışmalarla bilinç çalışmasının yakın zamanlarda ortaya çıkan bulguları arasındaki dışkı, hastaların bilinçli bir şekilde sözcük resmi hatırlamada hatırlama ıpucuna tepki vermeyip bu ipucunun akla getirdiği dk tepkiyi vermeleriydi. Amnezikler “hatırlama” görevi esnasında, bu ıpucuna aşına olduklarını gösteren bir tepkide bulunmadılar (örn., “Evet, hatırlıyorum bu işaret benim cevabımla bağlantılıydı” gibi), ama akıllarına gelen dk tepkiyi verdiler (örneğin, “Neden cevap verdim bilemiyorum. Bir anda aklıma geliverdi” gibi). Bu tepkiler, bizim öğrencilerimize verdiğimiz kolaylaştırıcı çocuk resminden sonra gelen hedef resminin hatırlanmasında, kolaylaştırıcının etkisiyle öğrencilerin hedef uyaranı şeytan veya melek gibi karakterıze etmelerine benzer. Bu kısmı özetleyecek olursak, birkaç nokta üzerinde durabiliriz, işlemsel açıdan bakarsak, beynin yapısıyla ilgili deneysel çalışmaların amnezık hastaları anlamaya doğrudan bir etkisinin olduğunu görürüz. Psikolojik açıdan bakarsak, en azından iki tip belleğin varolduğuna dair ek deneysel kanıta sahip olduğumuzu söyleriz. Sonuç olarak; bazı anıların bilinçli hatırlamayı içerdiği, bazdarınınsa içermediği görülüyor. Bu nedenle hem deneysel hem de klinik psikolojide dikkat ve özenle yapılmış deneyler, bilincin rolünün görmezden gelinemeyecek kadar önemli olduğunu göstermiştir.
Birçok psikolog anlık bilinç kapasitesinin sınırlılıklarını belirtmiştir. Bilinçli olduğumuz her anda bir sahne, bir niyet veya bir hayal gibi sadece tek bir şeyin bilincinde olmaya eğilimliyiz. Günlük yaşamda kavga etme ve aynı zamanda şehrin yoğun trafiğinde araba kullanma gibi aynı anda iki şeyi yapamayacağımızı biliriz. Eğer bir ış bilincin çok fazla katkısını gcrektırmiyorsa, aynı anda ıkı faaliyeti gerçekleştırebılırız. Bunu da muhtemelen iki iş arasında hızlıca birinden diğerine geçişlerle yaparız. Çalışma belleğinde tekrarlanan itemlerin sürekliliği ve sayısı aynı şekilde sınırlıdır. Klâsik olarak, kısa
bjtk 712 sözcük veya sayı tutulduğundan bahsederiz, ama bu sayı onları tek-fTÜaınıyorsak 3 veya 4’e düşer. Aynı şekilde otomatik süreçler aynı anda ger-i ^lejırkcn, kasıtlı (kontrol edilmiş) hareketler sıralı bir şekilde önce bin son-î t Jıficn olmak üzere gerçekleşirler (LaBerge, 1980). Dikkatli şekilde çalışılmış |İıii'gorev durumlarında; bilinçli bir şekilde kontrol edilen görevler birbırıyle bnjtınlır, gecikme ve hatalara neden olurlar. Ama görevlerden bin veya her â*pratiklerle otomatikleştiğinde karışma azalır ve tümüyle kaybolabilir.
BİLİNÇ METAFORU Yenilik Metaforu
Bilinçle ilgili bir görüş, bilincin yenilik üzerine ya da beklentilerimizle gerdik ırasında hatalı bir eşleştirmenin olduğu bir çeşit "zıt alışkanlık" üzen-â daklandıgını kabul eder (Mandler, 1984). İnsanların ve hayvanların ye* {,.iwcbılgılcndıncı uyarım aradığına dair çok fazla kanıt vardır; bilincin, "ye* liNfrı’tercih ettiği görülmektedir. Tekrarlayıcı, predıkte edilebilir "eski" uya-kıkm duyusal şekillen, soyutluk derecelen ya da fiziksel yoğunlukları ne ibıaifua bilinçten yavaş yavaş uzaklaşmaya eğilimlidirler. Yemlik, fiziksel değişim (alışkanlığın ortadan kalkması), beklentilerin doğrulanma' ya da edinilmiş rutinlerin
rucmik^uKk tcaıh nokt^iları) olarak tanımlanabilir. Yeıukk metaforunun, h|. İmikte merkezi bir işlevi vardır. Bu işlev yeni ve önemli olaylara adaptasyon ımlumLinnı duzcnlemc yeteneğidir. Pıaget’nın söylemiyle bilinç, beklenmedik ola>lan hafidaştııma ihtiyacı duyduğumuzda, beklendik olayları kolayca bağdaştırdığımız durumdakınden daha fazla rol oynar.
Fakat yenilik hipotezi yeterli değildir. Eğer rutin olaylar, alışmaksızın ya da Mkılmaksızın tekrarladığımız yeme davranışımızda olduğu gibi, kişisel olarak ya da biyolojik olarak yeterince önemliyse, bu rutin
Birçok dile yerleşmiş eski bir deyim, bir şeyin üzerine yönlendirilen sahne ışığı gibi birinin anlayışını aydınlatan açık hale getiren bilinçle ilgilidir (A, tamam; Anladım!). Spot ışığı imgesi Plato’dan ben tartışılır. Projektör ya da spot metaforu, bizim bu düşüncelerimizi modern bir şekilde ifade etme yolumuzdur (örnek için bakınız Lindsay ve Norman, 1977; ve Crıck, 1984). Bu metafor bellek, algı, hayal, düşünce ve hareketin çok geniş alanında, düşünce içeriğinin akışını ve bilincin seçici işlevini tek imge içinde somutlaştıran çekici bir metafordur. Aynı zamanda, Crick’ın nörobiyolojık versiyonu tala-mokortıkal kompleks hakkında bilinen olguyu da kapsar. Bu olgu, her ıkı he-mısferırl kozasındaki bir yumurta gibi yerleşmiş olan talamusun, hemen hemen beyin içindeki minyatür bir beyin gibi, serebral korteksin birbirinin karşılığı olan parçaları içinde harita çıkarma olgusudur. Dikkat ışıldağı, talamus-tan korteksin ilgili bölgelerine doğru parlıyor gibi düşünülebilir.
fa^îus’tın Ki durumurvda içerdiği iki çekirdeğin (rctıkuler ve tntralamt-f I hjieera ui^rama'iının, hılırıcın yok olmasıyla ilişkili olması ıçerekır. CH^cr {^ortıkal hasarlar bilincim kendisini değil, sadece bilincin ıçcrıfemı Crıck’ın talamokortıkal projektörü şık ama henüz gcrçel^e donuş-b«r jjoruntudur.
Hrm [Tsıkolojık hem de nörobiyolojık projektör teorileri cevabı verilme j^ıirı ştinıyu akla getiriyor: ( 1 ) C>zel odaklar nasıl seçilir? Yanı projektomn hizı alanları dejŞil de, hu içeriği veya kortıkal bölgeyi aydınlatıp aydın-j^0udığını belirleyen şey nedir? (2) Bir defa bir şey odak olarak seçildikten hu bilgiye ne olur? Bu içeriğin bilinçli olması ne anlama gelir? Yvırutucu l ^fgtonjylü kastedildiği gibi benlik sistemine mı taşınır? Onları istemli Kare-hazırlamak için motor sisteme mi gider? Ya da olayların anlamlarını ioJlavan semantik süreçlere mi gider? Tamamen karanlıkta çalışan gerçek bir ^fffjekcör hayal edilebilir; öyle ki ışığı ve aydınlattığı yen görebiliriz fakat ışı-f,yönlendiren kişiyi ya da onu izleyen seyircileri göremeyiz. Bu karanlık alan-jgrdt neler oluyor? Bu karanlık alanların içi doldurulmadığı taktirde söz ko-/Kuu metafor, bazı temel hususları açıklayamaz. Bununla birlikte, bu tiyatro Dffa/bru bilinç problemine bir cevap bulma girişimidir.
. Bir Bütünleşme Metaforu: Zihin Toplumundaki Tiyatro
Tımro metaforu bilinçli deneyimleri, karartılmış bir konser salonundaki l^lcifilmı^ bir sahneye benzetir. Sahnede olanları yönetmene, oyun yazan-|kwfum tasarımcısına ve sahne arkasındaki sahne
âm tcırifciTt de gOMcnr Buradaki ınctafomn ozu, seyirciler u^ın bilinir hAlc fetırme ^levıdır. Sahnedeki olaylar ayrıcalıklıdır; onlar salondaki tum dinleyicilere uia^ınlır.
IVıınett ve Kınshourne (1992), hu meiaforun Kartezyen tiyatro olarak ad landırdıklan özel hr versiyonunu eleştirdiler. Bu kartezyen tıyatrcxla Dcscar te^’ın beyinle ilgili tum işlevleri kuçuk bir beyin epıfızıne yerleştirmesi gibi "beyinde ‘her şeyin bir araya geldiği’ tek bir bölgeden” bahsedilir. Fakat bu biraz çarpıtılmış bir yorumdur. Günümüzde hiçbir model, bilinç içeriklerinin tek, kuçuk bir noktada bulunabileceğini ileri sürmez. Çeşitli bilgi kaynaklan nı bir araya getirmenin birçok yolu vardır; orn., sınır sistemindeki düzineler ce algısal haritayı koordine etmek gibi. Belki de talamus bunu yapmak için ideal bir ortamdır.birebir ürünler sundu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder