replika telefonlar ve varlık hiclik32

 replika telefon


replika telefonlar ve varlık hiclik32 evet sizlere en güzel yaızları yazan replika telefonlar dediki beni suçluluğumdan arındırmak-,ı;nıı bu -aiçlulıjga eşlik et-,„ckinlır P.ılu oııec gördüğümüz gibi, başkasmm o/guringu içm ne yaparsam y,,p,ıvmı, .g.ıyıcileıım başkasına araç muamelesi yapmama ve onun özgürlüğünü ,ikilmış-,ışi<mlık olarak ortaya koymama indirgenirler, ama oie yandan elimde iııllıi(;ıım .•oıiama gücü ne olursa olsun, nesrıe-vai lığı dışında asla başkasına en-jCMU’m Itnuıı özgürlüğünü genişletmeyi ya da daraltmayı, yönlendirmeyi ya da l(.ıpm.ıvı asla başaramadan, bu özgürlüğe yalnızca kendim gösterecek birtakım vdt'lcr .sağlayabilirim. Böylece bir yandan bizatihi varlığımın içinde başkasına Uy.‘'Uduyum, çünkü varlığımın belirişi başkasını kendisine rağmen yem bir vjtiık hoyutııyla donatmaktadır, öte yandan da suçumdan yararlanmakta ya da ha suyu on,ırmakta güçsüzümdür.
Kcikİiiii tarihselleştirirken bu farklı dönüşümlerin deneyimim yaşayan bir tadı-ıyın, d.ıha önceki çabalarının beyhudelığinın tam bilmemde olarak başka-şimııUİıımunıi .ımaçlamaya karar verebilir. Bu ozgur kararlılık nefret adını alır İfnifl bir rızayı gerektirir: kendi-için, başkasıyla bir birlik gerçekleştirme iddiasını ıtrk eder; kcndi-nde-varlığmı yeniden kazanmak ıçm, başkasını araç olarak kuUinmaktan vazgeçer. Sadece fiilen sınırsız bir özgürlüğü yeniden bulmak ister; um yakalanamaz olan başkası-için-nesne-varlıgmdan kurtulmak ve yabancılaşma boyutunu ortadan kaldırmak ister. Bu, başkasının olmadığı bir dünyaya doğra atılımda bulunmakla aynı şeydir. Nefret eden kcntlı-ıçm, kendı-ıçmden başkaca bir şey olmamayı kabul eder; başkası-için-varligmı kullanma imkânsızlığını ıfşıtlı deneyimlerle öğrenmiş olarak varlığının özgür hıçlenışınden, bütünlüğü bozulmuş bir bütünlükten, kendi amaçlarını kendi koyan bir kovalamacadan ıbarri olmayı yeğler. Nefret eden kişi bir daha asla nesne olmamayı hedefler; ve ütltfi. kendi-içınin özgürlüğünün başkası karşısmtl.tki mutlak bir konumu olarak ortaya çıkar Bu nedenledir ki ilk olarak nclreı, nelrei edilen nesneyi alçakına: Cunku tartışmayı gerçek alanına yerlcştınr: başk.tsmda nefret ettiğim şey, btilıbırtızyonomi, belli bir aykırılık, belli bir tikel eylem değildir. Aştlmış-aşkm-likolarak, onun genel varoluşudur. Bundan ötürıı nefret başkasının özgürlüğü-ıwılanıumasını içerir. Ne var ki bu tanıma soyul ve olumsuzdur: nefret yalnız
rıiy h-tnez hiv öle olarak, ncfrel eden knulı 'çmin surckk^j|*'^ imkanı ok.ıak yalnızca sezinlenmişiir. DolayiMyla askı •'f'icli-hcndısj;^ d<'P,ıldlı /aiı-ıı nesne haline gelmeksizin kavıaııamazch,amabe„^ g( nraıc havlcısmın durmadan kaçan bir özelliği olarak, en erışilebıijj^' ıdıklcıınııı ''vmilmemiş”, “yapılmamış” bir veçhesi olarak, beni dcgıl'' diye uyaran hır tür sürekli ikaz olarak duyumsarım. Bu m P çıkan psişik lizcrinden, onun vesilesiyle neliei edilir sinden değil; yine hu nedenledir ki ampirik olarak günahları vesevapljj| landırdıgınıız .şeyin içinde başkasının aşkınlıguulan nclrei etmekbip ma/, Neliei elliğim şey, beni başkasının aşkmltgına gönderdiği ölçüde lünlük.iın özel olarak falanca nesnel ayrmiıdan ncfrel ederek ki marn, Nelrei eimek ve üksinmek arasındaki fark buradadır. Ve nefret ruz kaldığım bir kötülük vesilesiyle ortaya çıkmaz. Tersine, minnet hakkımız olan bir yerde, yani bir iyilik vesilesiyle de doğabilir: neiretii vesile sadece başkasının edimidir, beni onun özgürlüğüne manç munda bırakan edimidir. Bu edim kendi kendisinde aşağılayıcıdır: gürlüğü karşısındaki araçsal nesneliğimin sonun biçimde açığaçıhş| çüde aşağılayıcıdır. Bu açığa çıkma hemen kararır, geçmişe göraûlûrfl Ama tam da kendimi özgürleştirmek için yok cimem gereken "birşrî rolduğu duygusunu bende bırakır. Zaten minnettarlığın nefreteoncni sı da bu yüzdendir: bir iyilik dolayısıyla minncıiar olmak, başkasjaj yaparken bütünüyle özgür olduğunu kabul ölmektir, Onububiçımil ödev de dahil olmak üzere hiçbir zorlama yöneltmemiştir. BaşteJ onun gerçekleştirilmesini önceleyen değerlerin tastamamsornnılussiı nızca gerekçe oldum; ediminin üzerinde etkidiği madde oldum.Bııi tan itibaren kendi-için, yapacağı seçime göre sevgiye ya da nefrete da bulunabilir: başkasını yok sayması arlık miımkım değildir Bu açıklamalardan çıkan ikinci sonuç, nefretin tek bir kişide duyulan nefret olmasıdır. Falan başkasının ölümiınü amaçlaıuPT^^ ulaşmak islediğim şey, başkasının varoluşunun genel
İKiıi ıliîilciKİırdigmı ve bana karşı gerçekleşııgmı bılmm Ve nm-lm,, |„, ortadan kaldınnaya çalıştığı ölçüde dcgıl de heı .,y.yden bılmrlt için lx'nim onaylamama tavrımı talep eiugı olçnde y,,|, ,.,„„.y, ler Nefretten nefret etmek nefret edenin özgurlupumın kayyy vem ı bn tarzda ka-Mûne eşdeğer öldüğü ölçüde, nefret nefret edilmeyi talep , d« ı Ama nefret de bir yenilgidir. Başlangıçtaki projesi, ge,M-kn-,, de oiekı bilinçleri yoki'ttnektir Ama bunü başarsaydı bile, yani başkasını şimdiki anın içinde ortadan kaklırabıLscydi bile, başkasını olmamış kılması murnkim olamazdı Dalıası, Ktşkasının ortadan kaldmlması, nefretin utkusu olarak yaşanmak ıı/ere başkasının Dİıııııjokluğunun belirtik kabulünü içerir. Bu durumda başkası ıçm-varlığım geçmişe kayarak benim-kendimin onulmaz bir boyutu haline gelir bu varlık, olmuş-(ildujîum olarak daha olacak olduğum şeydir, daha olmam gerekendir Dolayısıyla ondan kuriulamam. Denebilir ki en azından şimdiki fıalde ondan kurtuluyo-nını, gelecekle de ondan kurtulacağım; hiç de değil. Bir kez başkası için olmuş dan kışı ömrünün sonuna kadar ve başkası tümüyle yok edilmiş olsa bile, varlığı içinde ona bulaşmıştır: başkası-için-varlık boyutunu varlığının devamlı bir imkânı olarak kavramayı hiçbir zaman bırakmayacaktır. Yabancılaştırdığı şeyi yeniden ka-ananıaz; hattâ bu yabancılaşma üzerinde etkimenin ve onu kendi lehine çesdrme-nııt her türlü umudunu da yitirmiştir, çünkü tahrip edilen başkası bu yabancılaş-nunın anahlanm da beraberinde mezara götürmüştür. Başkası için nc idiysem, o başkâsmın ölümüyle birlikte donmuştur ve ben bu idiligi onulmaz bir biçimde pÇTîiışte olacağım; eğer başkası tarafından yargılanmış olan tavır, projeler ve ya-smiarzıiçinde kalmakta diretirsem, bu idiligi aynı zamanda ve aynı tarzda şira-liıh amanda da olacağım. Başkasının ölümü beni onulmaz nesne olarak, lasia-güanıbenim kendi Ölümüm gibi oluşturur. Böylece nefreim utkusu, belırişi içinde yenilgiye dönüşür. Nefret, döngünün dışına çıkmaya
Hiç şüphesiz, kendimizi başkasıyla çatışma halinde değil de bir Ünde beraber yaşarken keşfettiğimiz bazı somut deneyimlere yer betimlememizin eksik olduğu ileri sürülebilir. Ve "biz” sözcüğünü s,|^ landığımız da doğrudur. Bu dilbilgisi formunun varlığı ve 1 temez Mitsein’ın gerçek bir deneyimine gönderir. “Biz” l“Nous"l,ö3içjj bu form altında “ben”in [je] çoğuluyla aynılaştırılabilir. Ve elbette şünce arasındaki paralellik, pek çok durumda, kuşkulu olmaktan daoid tâ belki de sorunu baştan sona gözden geçirmek ve dil ile dûşûnceaı münasebeti baştan sona yeni bir biçim altında incelemek gerekir Judji dar doğrudur ki, özne “biz” en azından kendilerini eşzamanlı bir biçimi birleri aracılığıyla öznelikler olarak, yani aşılmış-aşkınlıklar değilde:, lıklar olarak kavrayan bir özneler çoğulluğunun düşüncesine atıftabij ça tasavvur edilebilir gibi görünmez. “Biz” sözcüğü sıradan bir jlfltmsu| zorunda değilse de, mümkün deneyimlerin sonsuz bir çeşitliliğiniıça şündüren bir kavramı gösterir. Ve bu deneyimler başkası için nöiıe-deneyimiyle, ya da benim açımdan, başkasının nesne-varlıkdeneııoıl ri olarak çelişik görünürler. Özne “biz”de, hiç kimse nesne değildi lerini öznelik olarak kabul eden bir öznelikler çoğulluğunu kuşaüt likte, bu kabullenme belirtik bir tezin nesnesini oluşturmaz; belim onaya konan şey bir ortak eylemdir ya da ortak bir algının nesnesi reniyoruz, “biz” saldırıya geçiyoruz, “biz” suçlu^m mahkumediyonft da bu gösteriyi izliyoruz. Böylece özneliklerin kabulü, konuşlan^®* bilincin kendi kendisi tarafından kabulünün bir benzeridir;
vıradc bulabiliriz; seyircinin bdmcı imgesel guMeny, h.v.amak oıe -leyıa şemalar aracılığıyla olayları öngörmek, imgesel vailıld.m k.ılıramım lıam, tutsak, vh olarak onaya koymak için çabalar ve bummla bıılıkie, goMerınm bılmn haline geldiği bel irişin içinde, konuşkmdmeı-olmayan laı/da goMenıım hirlih.ıe-se-virajı Ico-spcctateur] olma(nın) bilinci gibi kendim olnviınm liıir'klrn yarı ya-nyaboş bir salonda bizi boğan o iıiral edilmeyen sıkıniıyı, ya da n-rsıne hıncahınç dolu ve heyecanlı bir salonda zincirlcnmlen boşalan ve gııçlenen u coşku-vuhepimiz biliriz. Esasen, özne-bizin deneyiminin lıeıhangı bir vesileyle onaya çıkabileceği açıktır. Kafenin terasındayım: öteki muşierılen gözlemliyor ve gözlemlendiğimi biliyorum. Burada başkasıyla çalışmanın en sıradan durumu ıçın-devız (benim için başkasının nesne-varlıgı, başkası için heııirn nesne-varlığım).
birdenbire sokakta her zaman rastlanabilecek lurden hır kaza oluyor: öme-î;a, bir triportör ile bir taksi hafifçe çarpışıyorlar. Bir çırpıda kazanın seyircisi hâimc geldiğim anda kendimi konuşlandırıcı-olmayan yönden bir hız içinde an-« olmuş olarak duyumsanm. Rekabetler, daha önceki kuçuk çatışmalar kay-tolmuşıur ve bizm maddesini sağlayan bilinçler tam ela mm muşıenlenn bilinçlendir: te olayı seyredenz, biz taraf tutarız. Jules Romaıns’ın Vie unanime’de [Or-lakYaşam] ya da Vin blanc de la Villette’de [Villellc’in Beyaz Şarabı] betimlemek istediği şey bu birduyumculuktur [unanımitö]. işte lleıclegger'ın Milsein’ma gen donduk Û)'leyse daha yukarıda onu eleştirmek gerekir mıydı’"
Burada yalnızca şuna işaret edeceğiz: “biz” deneyimim kuşku nesnesi yapması hiç düşünmedik, Sadece, bu deneyimin başkasına ilişkin bilincimizin temeli dmadığını göstermekle yetindik. Nitekim bu deneyimin ınsan-gerçeklığtnin on-toiojik bir yapısını oluşturamadıgı da açıkça ortadadır; kendı-ıçmm başkadan arasındaki varoluşunun, kökende metafizik ve olumsal bir olgu olduğunu kanu-iadık A)Tica şurası da açıktır ki biz, öznelcrarası bir bilinç olmadığı gibi, sosyo-logiann kolektif bilinci gibi sentetik bir bütün olarak parçalarını kuşatan ve on-iaruiötesine geçen yeni bir varlık da değildir. Bi?:, tikel bir bilinç tarafından du-"Jffisâiur; hep birlikte bir biz içinde angaje olduğumu duyumsamam için kafe-^ İrasındaki lûm müşterilerin biz olma bilincinde olmaları gerekmez. Diyalo-'^k'çuncû Kısım, Birinci Bölüm.replika telefonlar yazdı ve sundu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder