replika telefonlar ve allah bilgileri90
aksam oldu arkadaslar replika telefonlar diyorki Cahcaha el-Gifarî, (205) Hz. Osman’ın elinden Peygamber (aleyhisse-lâm)’ın asasını alıp diziyle kırmak istedi. Bunun üzerine insanlar, onu engellemek için avazları çıktığı kadar bağırdılar. Bu kotu hareketinden dolayı dizinde öyle bir hastalık zuhur etti ki, ayağının dizinden kesilmesi mecburiyetinde kalındı. Ayağı dizindenResûlullah (salhlluhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:
— Benim minberimin üstünde (veya yanında, etrafında) kim yalan re yemin ederse, cehennemde yerini hazırlasın (206).
Denilir ki. Ebu'l- FadI el- Cevheri, ziyaret maksadiylc Mcdinc-İMuv, vere'ye gelip. Medine'nin evlerine yaklaştığı zaman, alından inip şu söyledi; ağlayarak yürümeye başladı;
Vakta ki bi^, eserleri anlamak için bizde akıl ve fıkır bırakmayan zatın eserini gördük.
Hemen binitten inip. O'na hürmet etmek için yürümeye başladık.
Medine-i Münevvere’yi ziyaret etmek isteyenlerin bazısından şöyle yet edilmiştir: Medine kendisine görülünce şöyle der;
(Bizimle kendisini ziyaret etmek istediğimizin arasında bulunan)penfetıc için kaldırıldı. Bakana ayın ziyası öylesine çarptı ki, katında akıllırdm Birde baktık ki, binitler bizi Muhammed (aleybissclâm)’a ulaştırmış. Ani o binitlerin sırtı binenlere haram kılındı.
Yine rivayet edilir ki; Meşayih-i Kiram’dan biri, hacca yürüyerekfltıraj Bunun sebebi kendisine sorulunca şöyle cevap verir: Efendisinden kaçan kol' hiç efendisinin yanına binit üzerinde gelir mi? Eğer başımın üzerindcyoıt mem mümkün olsaydı, ayaklarımla yürüyüp gelmezdim.
Kaadı Ebu'l-FadI /yaz diyor ki: Vahiy ve Kur’ânTn indirilmesiyle me ur olan. Cebrail ve Mikâil’ın gidip geldikleri. Melaike-i Mukarrcbinvc(pt) gamberlerin) ruhlarının (yahut Ruhu'l-Emin’in) yükseldiği, her yerinden ti dis. teşbih ve tenzih sedalarının yükseldiği, toprağının, beşeriyetin efeni sinin cesedini kucakladığı, kendisinden. Allah'ın dininin ve Allah'ınResj lünün sünnetinin yayıldığı, hak ile batılı ayırt edip açıklayan âyellennch nup okutulduğu, ibadet ve duaların yapıldığı, her türlü itaat ve hayran mekârim-i ahlâkın kaynağı olan, mucizelerin, her türlü adetüstüalimetltri! menbaı olan, din-i İslâm’ın menasiki, Müslümanların meşairini ihtiva eda Peygamberler efendisinin durağı, son Peygamberin yerleştiği yerolanvt ahirzaman Peygamberinin konakladığı ki, Mekke’den zuhur eden nübo' vet nurunun dünyasını kapsadığı, toprağının, Resûlullahfsai/ailaiıu# vese//em/in mübarek cesedine, yeryüzü topraklarından dahaönctde kunduğu yerler elbette şayan-ı hürmet ve ta’zimdir. Manevî havası W lanmaya, havası teneffüs edilmeye, evleri ve evlerinin duvarlarıöpte ye lâyıktır.
(Bu sözlerden .sonra Musannif şu şiiri .söyler);
bastığınız yerleri, (tözlerim doya doya görürse, O duvarların arasındaki yerlere, duvarlara yüzümü, azalarımı öyle çok sürerdim ki, yüzüm gözüm toz toprak kesilirdi; Eğer Allah’ın farz kıldığı ibadet vr beni engelleyen düşmanlar olmamış olsaydı, o yerleri yüzümün üstüne sürünüp gitmem bahasına olsaydı
hile gidip ziyaret ederdim;
Fakat, o evin ve odaların sakinlerine bilmez, tükenmez selâm ve
tahiyyatımı arz ederim;
Öyle bir selâm ki, kokusu misk-i anberden daha fazla yayılır. Akşam
sabah her tarafı kaplayan misk gibi bir selâm; En temiz salât, en verimli selâm ve bereketi O’na tahsis ederiz.
DÖRDÜNCÜ BAB (İkinci Kısmın Dördüncü Babı)
RESClLULLAH’A (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) SALÂT-Ü SELÂM GETİRMENİN HÜKMÜ, FAZİLETİ VE FARZ OLMASI HAKKINDADIR
Allahü Teâla buyuruyor:
— Gerçekten Allah vc melekleri, peygambere salât ederler (şeref vc şanını yüceltirler). Ey iman edenler! Siz de ona salât edin. (Allahûmme salli alâ Muhammedin, deyin) ve gönülden teslim olun (207).
IbnAbbas âyet-i kerimenin mânâsı hakkında şöyle der: Allah Peygambe-nn işini tebrik eder. Melekler de Peygamberin şanının yücelmesi işinin kıy-laylaşması için Allah'a dua ederler.
Bazı bilginler de şöyle der âyetin mânâsında; Şüphesiz Allah Peygambere Vı<k rahmet eder. Melekler de Peygamber huzurunda boyun eğerler.
Möberrid der ki: “Salât” kelimesinin asıl mânâsı esirgemektir. O, Allah dan rahmet, meleklerden ise istiğfardır. (Allah'dan Peygamber ıçm rahmet istemektir).
Hadîs-i şerifte, mescidde oturup namazı bekleyen kimseye meleklerin etliği salâlın sıfatı beyan ediliyor. (O da şöyledir);
“Ey Allah bunu yarlığa, bunu e.sirge.” (Meleklerden olan) bu salât duadır (208).
!207) Ah/jt» Sûresi, âyci. .“»h
iMUnum Buhar!. 8 Kılubu's .Sulûlî 78 H.ıhu s- Salill fi Moscıdıl Sûkıdc f:bu Hürryrr (ra I uhfn c)lcmı>llr. Im,wı Mılslım. 5 kiinluı’l- Mesacid se Mes.ı/ii’s. S.ılâlı 49. Habıı Fadli Snlâti'l-Ccmult «nlİMri s- Salâlı 272 (M9) ilâ 27h ( ) yc kadar ol.ııı ıııclınlcrı Ehu Hurv) rv (r.a )'dan (ahrıc
—Allah'ın peygambere salâtı, O’nu melekler nezdinde sena etmesidir Meleklerin salâtı ise peygambere dua etmektir.
(MusanniO Kaadı Ebu'l-FadI İyaz (rahimehullah) der ki; ResûluUahfsaJ. lallahu aleyhi ve sellem) salâtı talim buyurduğu hadîs-i şerifte (a) salât lâfa ile bereket lâfzını beyan etti. Bu hadîs delâlet ediyor ki; salâtın mânâsıbjj. ka. bereketin mânâsı başkadır. (Salât: senâ. bereket ise hayrın çoğalnası mânâsınadır), Allahü Teâlâ'nın kullarına;
“,..Ve gönülden teslim olun” sözü ile kullarına emrettiği selâm ise;iü. dı Ebu Bekir b. Bükeyr'ın dediği gibi bu âyet nâzil oldu.
Allahü Teâlâ, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabına, şali ü .selâm getimnelcrini emretti. Yine Allah, sahabelerden sonra gelenlere.geni olarak Resûlullah (sallallahu aleyhi vc sellem) anıldığında, özel olaridı kabrini ziyaret edip huzur-ı Peygamberide bulundukları zaman O’nasalâı-t selâm getirmelerini emretti. Peygamber (aleyhissclâm)'a selâm geiirmeıa üç anlamı vardır;
1—(Bütün âfetlerden) selâmet senin için olsun. Selâmet senden aynlıra-sın.
2—“Selâm" kelimesi, korumak, himayede bulundurmak, her türlü işa kcHI olmak anlamına gelir Bu anlamda olan "Selâm" kelimesi Allah ına mi olur.
3—“Selâm" kelimesi, muvafakat, boyun eğme mânâsına gelir.
Nitekim Allahü Teâlâ buyuruyor;
RESÛLULLAH (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)'H SALÂT-İ SELÂM GETİRMEK İCMALEN FARZDIR
Bu hiçbir zaman ile tahdit edilmiş değildir. Çünkü Allahü Teâlâ Peşpn ber (üleyhisselâm)'a salât-ü selâm getirilmesini emretti. (Müctehıdol» imamlar ve (hadîs ve tefsir ehli olan) bilginler, âyet-i kerimedeki emim cüb ifade eder dediler. Resıiltıllah'a (sallallahu aleyhi vc sellem) salâı-ûs lâm getirmenin vacib olduğuna dair ittifak ettiler.
(a) Peygamberin (s.a.v.) talim buyurduğu .salâval-i yerif; "Allalıümme alâ Atu/ıammedimtıli Muhammedin kema salleyie alâ Umhime vc alâ alî Ibrahimc. Innekc hamidün mecid. AMılo bârik alâ Muhammedin vc alâ âli Muhammedin kema barekte alâ Ibrahimc vc ali ililta!ı
Ehil Cafer Taberî katında ise, âyci-i kerimedeki emirin nedbe hami olun-du|;unu (ve salâ(-ü selâm getirmenin mendup olduğu) rivayet edilir. O, bu hususla icma bulunduğunu iddia ptli Herhalde onun iddia elliği icma. birden (azla bilginin iltifakından meydana gelendir Vacib ise; kendisinin edâ edilmesiyle, farzın terkindeki günah gibi bir günahın sakıt olduğu hususa denir. Nitekim peygamberin. Allah'ın elçisi olduğuna sehadet getirmek birincisinde farzdır. Birincisinden sonra getirilen menduptur. Müslümanların şiarından, İslâm'ın sünnetlerinden mergup olandır.
Meşhur, Kadı Ehu'l-Hascn h. el-Kassar der kı: Peygamber (alcyhisselâm)'a salât-ü selâm getirmek icmalen vacibtir. Hiçbir zamanla mukayyed değildir İnsanın, salât-ü selâm getirmeye kudreti olduğu halde, ömründe bir kere salâl-ü selâm getirmesi, insanın üzerine farzdır.
Ebu Bekir h. Bükeyr diyor ki:
Allahü Teâlâ kullarına, peygamberin üzerine salât-ü selâm getirmelerini farz kılmıştır. Bunun için Allah, muayyen bir zaman tayin etmedi. Öyle ise Peygamber (saltallahu aleyhi ve sellenı)'e çok salât-ü selâm getirmek ve bundan gafil olmamak vacibtir.
Kildi Muhammed b. Nusr. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve scllem)'c salât-ü selâm getirmek icmalen vacibtir. diyor.
Kadı Ebu Abdullah Muhammed b. Said de şöyle diyor-İmam Malik ve ona tâbi olanlar ile müctehidlerden diğer bilginler. Ne-biyyi zişan efendimize, salât-ü selâm getirmek imanlı olmak şartı ile icmalen farz olduğu (görüşünü savundular. Herhangi bir /.amanla mukayyed olmaz). Namazda salâl-ü selâm getirmek vacib değildir. Ömründe bir kere salâl-ii selâm getiren kimseden farz olma yükümlülüğü düşer.
İmam Şafiî (rahimehullab) âlimleri derler ki: Salât-ü selâmdan farz olanı, Allah Teâlâ’nm ve Resûlünün emrettikleridir ki, o da namazda getirilen salât-ü selâm’dır.
Ulema arasında, namazın dışında getirilecek olan salât-ü selâmın vacib olmamasında ihtilaf yoktur. Namazın içinde (oturmalarda) salât-ü .selâm getirmenin hükmü ise. İmam Ebu Cafer ct-Taberi ve İmam et-Tahavî, (sahabe ve tabiinden) bütün mütekaddim ve müteehhir ulemasının namazdaki oturuşlarda Peygamber (aieyhisseiûm)'a salât-ü selâm getirmenin vacib olmadığına dair ittifak ettiklerini naklederler. İmam Şafiî ve ona tâbi olanlar ise. namazdaki oturuşla saJât-ü selâm getirmenin vâcib olduğunu söylerler. Hatta/mam ,^a/7ı ('ra/;//ne/ju//a/j) der ki: Kim ki, son teşehhüdden sonra, .selâm vermeden önce, salât-ü selâm getirmezse, onun namazı fasid olur. Eğer le-şehhüdden önce salât-ü .selâm getirirse, bu, ona kâfidir.
İmam Şafiî'nin bu sözüne .seleften kimse muvafakat etmemiştir. Hiçbir hadîs de kendisini teyid etmiyor. Kendisinden önce geçen bilginlere bu konuda muhalefet ettiği için, İmanı Şafiî’ye, (halel
muhalefet ederek bu sözünü şiddetle reddettiler. Bu meseledeki muhalefc. tinden dolayı kendisini kınayanların içinde; Tuherî, Kuşeyri ve bunlardan başka birçok kimseler vardır.
Ebu Bekir b. el-Münzir de şöyle diyor:
Farz veya nafile her namaz kılan kim.scnin (teşehhüdünden sonra) salâl-j .selâm getirmesi müstahabtır. Eğer salât-ü selâmı terk ederse, imam Mıht Medine ehli, Süfyan-ı Sevri, re’y ashabından Ehl-i Küfe ve diğerleri katuı-da namazı fâsid olmaz. Ehl-i ilmin çoğunluğunun görüşü de aynıdır.
Salât-ü selâmın son teşehhüdde müstahap olduğu ve terk edenin (sünnete muhalif hareket ettiğinden) zemrne müstahak olduğu, İmam Malık ve Sev-rr’den rivayet edilir. İmam Şafiî ise, namazda salât-ü selâmı terk eden(unıj-turak olsun, kasden olsun) kimsenin namazını iade etmesinin vacip olduğunu söyler. İshak (b. İbrahim —Horasan âlimlerinden—) kasden salât-û selâmı terk eden kimsenin namazını iade etmesinin vacip olduğunu, unutarakieri edenin ise iade etmesinin vacip olmadığını söyler.
Ebu Muhammed b. Zeyd, Muhammed b. cl-Mcvvaz'm Rcsûlullah'asalâi-û selâm getirmenin farz olduğu görüşünde olduğunu rivayet eyler. Ancak Efe Zeyd'in bunun namazın farzlarından olduğunu murat etmediğini Ebu ,\fu-hammed ifade eder. Kendisine, Muhammed b. Abdülbakem ve başkalanda aynı şekilde söylediler. İbn Kassar, Abdülvehhab, Muhammed b. el-Mevvaz’ın Şafiî (rahimehullah) gibi namazda salât-ü selâm’m farz olduğu görüşünde olduğunu naklederler.
Maliki mezhebinden olan Ebu Ya'lâ el-Abdiy. Maliki mezhebinde.namazda salât-ü selâm getirmenin hükmünde üç kavil olduğunu eder. (Onlar da şunlardır):
1—Vacib, (olmak Şafiî ve ona tâbi olanların dediği gibi).
2—Sünnet (olmak Ebu Hanıfc ve ona tâbi olanların dedikleri gibi),
3—Mendup olmak.
Bu konuda .Saf/z’lcrdcn El-Hatiabî ve başkası. İmam Şafiî'ye muhalefet ettiler. Hattabî, ^alâl-ü selâm namazda vacib değildir diyor. İmam Şafii'm dışında (selef ve haleften) fukahanm çoğunun görüşü de böyledir. (Seleften) bu meselede İmam Şafiî’ye muvaf^akat edeni bilmiyorum. Salâl-û selimin namazın farzlarından olmadığına delil ise, .Şa/irden önce geçen selef i salibin ameli ve bunun üzerine icma etmeleridir. (Müteahhirin ulemasından) birçok kimseler bu meselede İmanı Şafiî’yi, cidden kınadılar. İşte İbn Mes'ml (radıyallahu anh)’\ın teşehhüdü ki, Şafiî bunu seçmişti. O icşehhüdki,İNi Mes’ud (radıyallahu anh)'a Resûlullah (sallallalnı aleyhi ve sellcnı)öğretti (210), Bunda Rcsûlullah’a salât-ü selâm getirmek yoktur.
aiO) İmam Buharı. .Sahih. 79. Kiıabü'l- Isli'zum; 3. Babu N- Selâm “Ismün mm Esımıllıhıieili da İbn Mes'ud (r.a.)'dan hmm Müslim, Sahih. 4 Kilabıi'N- Salâl Babu‘1- Tcşchhüdı fi’s- SılltıU (402), 56(...), 57 (...), 58 (...), 59 (....) No.lu metinleri Abdullah b.Mcs’ud(r.a.)'dantahn<«ro|i‘
RESÛLUl.l AH A SALÂT-U SELÂM GETİRMEK
Ebli Hürcyıv, Ihn Abbas, Cabir, Ibn Ömer, Ebu Said cl-Hudrî, Ebu Musa cl-E^uri, Abdullah b. Zübcyr (radıyallahu anhüm) gibi, Rcsûlullah'tan (sal-lallahu aleyhi ve scllcm) icşehhudü rivayet edenler de böyle diyorlar. Onlar teşehhiidde salât-ü selâmı zikretmediler. İbn Abbas ve Cabir (radıyallahu anhünia) şöyle diyorlar:
‘‘Rcsûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize Kur’ân’dan sûre öğretiyor idi.” (21 I). Benzen soz Ebu Satd (radıyallahu an/H'den rivayet ediliyor. Ibn Ömer (radıyallahu anlı) de şöyle diyor.
—Ebu Bekir bize, sizin meklebte vcKiıklara öğrettiğiniz gibi minberin üzerinde bize teşehhüdü öğretiyor idi (212).
Ömerb. el-Hanab (radıyallahu anh) da minberden teşehhüdü öğretti. (Bunlardan birinin salât-ü selâmı zikrettiği rivayet olunmadı) (213).
Hadîs-i şerifte şöyle rivayet edilmiştir:
—Renim üzerime .salât-ü selâm getirmeyenin namazı kabul olmaz (214).replika telefonlar yazdık..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder