replika telefondan islam bilgisi9

 replika telefon


replika telefondan islam bilgisi9 evet aradaslar sizler icin hazırladımız yazılarımızı replika telefon sunmaya devam ediyor replika telefon diyorki Daha sonra ı lan edilen eşidlik hukûku, evvelce olmıyan bir şeyi ı te'kiddir. Hakaret edici ta’bîrler demlen sözler ise, rütbe  lan bildirmek için, teşrîfâtda eskiden ben bir kaide   mlmakdadır. Yoksa aşağılamak, hakaret Wmek olmadığını, dahâ önee beyân etmişdık. Her d^yletd^e olduğu bi Osnfânh devletinde mu’teber olan teşrifat icabı, hükümdarların her birinin, kendine mahsûs ta’bîr ve fermanları, ya ‘‘»"a"; dıkları kelimeler vardı. Bunlardan hakaret ma naşı çıkarmağı hiç kimse düşünmezdi.Yine bu papaz, (İslâm devletlerinin bu yolda eşıdlık ve hak-kâniyyet derecesine yükselmesi, Kur^ân-ı kerîmin emri veya müslimânlığın tabVîîcâbı değildir. Avrupanın darlarım taklîd ve kendi mülk ve tebe’alarım terakki ve ıslahat yoluna sevk etmek arzûsu ile, son Osmânlı sultanlarının, akl ve hikmet mûcibince yapdıkları şeyler olduğu açıkça anlaşılan bırış-d/r) demekdedir.

CEVÂB: İ’tirâzcı papazın zihnindeki her bakımdan eşıdlık du-süncesini, Kur’ân-ı kerîm ve akl-ı selîm kabûl etmez. Serfatın ettir etmiş olduğu müsâvâtı [eşidliği] Osmânlı devleti, Avrupa hükümdarlarını taklîd ederek değil, islâmiyyetm emrine “ya^Mes-kiden mevcûd olan emrler, madde madde, yemden yazılarak) i’lân etmişdir. Çünki, bugüne kadar Osmânlı ^evletmın gayr-ı mu^ limler hakkında tanımış olduğu çok geniş musamehaları Avru pa devletlerinden, kendi vatandaşları İçin tanıyan ve tatbik eden bir devlet görülmemişdir.

rSon zemânlarda hıristiyan devletlerin istîlâ etdıklerı ıslam memleketlerinde yapmış olduğu zulm, vahşî ve sinsi aklları durduracak şekldedir. Ingilizler birinci cihan harbinde, şark cebhesinde ele geçirdikleri esîrleri Mısrda buyuk kamplarda toplamışlardı. Bu müslimânlara zorla, büyük havuzlarda banyo yap-dırmışlardır. Bu havuzların suyuna (göztaşı) karışdırmışlar ve memleketlerine dönen bu esirlerin gözlen daha sonra kor ol-

muşdur. ,

Hıristiyanların müslimânları ve islâmiyyeti yok etme plan a-rından birisi de, müslimânı müslimâna kati etdırmek s»yasetulır. Çanakkale harbinde, Mısr, Yemen ve Suriye cebhelerınde ıng Uz üniforması giydirilmiş Afrikalı ve Hindh müslimân olan Osmânlı askerleri ile çarpışdınlmışdır. O ^^sh manian harbe teşvik ederken, sizleri, İslâm dinim korumak e . -lâm halîfesinin düşmanları ile harb etmek için goturuyoruz, diyerek aldatmışlardır.
on arı taklîd ederek, gayr-i müslim vatandaşlarına eşid haklar tanıdı demeleri, çok şaşılacak şeydir.]

Yine bu papaz, (Osmânlı devletinin güzel himmet ve hikmet-/ennden olarak, Osmânlı memleketlerinde meydâna gelen ma lûm dk)demM Islâmın değil, hıristiyanlığın şerefinden-

güzel yazılmışdır. Osmânlılarda, mason Reşıd paşanın yapdığı İslâhat adı altındaki değişiklikler hı-nstıyanlann ve masonların te’sîri ile oldu. [Çünki, hıristiyanlar’bil-^üyük menfe’atler ve paralar karşılığı Lond-radakı Osmânlı sefîri Mustafâ Reşîd pâşayıPI mason yapdılar. Ma-^n localarında yetişdirip, bir İslâm ve Osmânlı düşmanı olarak OsmanlI devletine gönderdiler. Büyük şehrlerde mason cem’iyyet-lerı kurdular. Böyle kimselerin hâzırladığı hâin plânlarla, vatanın asi sahibi olan müslimân türkler ikinci sınıf vatandaş, gayr-i müs-lımler ise imtiyâzlı vatandaş hâline getirildi. Askere gitmeyen müslımanlardan çok kimsenin ödiyemiyeceği bir para cezâsı getirilmişken, gayr-i müslimlerden çok cüz’i ve göstermelik bir para alındı. Bu vatanın evlâdları dinlerini, vatanlarını ve nâmûsla-rını korumak için, şehîd olurken, Mustafâ Reşîd pâşanın ve ve-tışdırdığı masonların ve İngiliz ve İskoç masonlarının plânladık-ları ham oyun sayesinde, memleketin sanâyi’ ve ticâreti gavr-i muslımlerin, İslâm düşmanı masonların eline geçdi. Mustafâ Re-şıd paşa, ihrâcata ağır vergiler koyup, ithâlâtı teşvîk ederek Os-manh sanayi mi ve san’atını baltaladı. Medreselerden fen ders-erını kaldırdı. Butun bunların mi’mârı olan hıristiyan Avrupalı-ar, bununla da kalmayıp, Osmânlı tebe’ası içerisindeki gayr-i müs-ımlere para ye silah yererek, Osmânlıya karşı isyâna teşvîk etdi-1er. Beşyuz yıldır huzur içinde yaşıyan insanlar arasına, nifâk, düşmanlık ye fitne tohumları atdılar. Böylece, tüyleri ürperten, aklan durduran zulmler, vahşetler ve katl-i âmlar yapıldı. Bulgarların, moskofların, ermenilerin ve yunanlıların müslimân türke yapdıklarının binde birini, Osmânlılar onlara tatbîk etseydi.

sonra da (İspanyada hiç kâfir kalmadı) diyerek bayram yapmışlardır. Bunlar, her yere kolaylıkla yayıldığı, şefkat ve merhamet dîni olduğu iddia edilen hıristiyanların yapdıkları zulmlerdir. Fâtih Sultân Muhammed hânl’l, 857 [m. 1453] de İstanbulu feth edince, rumların ellerinden mallarını almamışdır. Dinlerini yasak-lamamışdır. Hıristiyan bizansın zulmünden bıkıp usanan halk, Os-mânlı adâletine kavuşmak için hizansa değil, Osmânlı devletine yardım etmişdir. îstanbulun fethinden sonra, Fâtih Sultân Muhammed hân, kiliseleri yakıp yıkmamış, bil’aks fener kilisesine yardım etmişdir. Ayasofyayı ise, gâyet güzel ta’mîr edip, genişletmiş ve harâb olan bu kiliseyi ihtiyâca binâen de, cami hâline getirmiş-dir. Müslimânlar, feth etdikleri yerlerdeki gayr-i müslimlerden cizye almışlardır. Bu cizye onların mallarını, canlarını, nâmûslarını ve dinlerini korudukları için, müslimânların yapdıkları mu’azzarn masraflara karşılık aldıkları az bir ücretdir ki, bunun da çeşidli şartları vardır. Cizye olarak alınan paraların, hayr işlerinde kullanılması emr olunmuşdur. Papazın söylediği gibi değildir. Günümüzde de her devlet, vatandaşından çeşidli vergiler almakda-dır.] Papazın bu i’tirâzları, hakkı bildirmek için değildir. Bu sözlerinin te’assub ve bozuk düşüncesinden veyâ para hırsından olduğunu anlamamak için ahmak olmak lâzımdır. Fekat haçlı seferlerinde ve Endülüsde yapılan vahşetler kendi kitâblarıhda da yazılı olduğundan, hiç bir akl ve insâf sâhibi kimse, papazın bu hile ve yalanlarına aslâ aldanmaz.

Yine bu papaz, (tslûm memleketlerinin en ehemmiyyetlisi olan Osmânhlarda, yakın hirzemâna kadar, gayr-i müslim tebe’a-ya hakaret edici ta'bîrler kullanılıyordu. Yakın bir zemândan beri, bunlaryasaklanmi}) ve onların da müslimânlarla aynı hukû-ka sâhib olmasına karâr verilmişdir. Bu, yukarıdaki sözümü doğrulayan bir hâldir) demekdedir.

CEVÂB: Gayr-i müslim tebe’amn müslimânlarla eşid olan hu-kûku, tâ Fâtih Sultân Muhammed hân zemânından beri, Osmân-lı devletinde cârî ve mu’teber idi. Rum kilisesine tanınan imtiyâz-ları Fâtih Sultân Muhammed hân acabâ hangi mecbûriyyetden dolayı tanımışdır. Osmânlı sultânlarının hepsi, bu adâlet ve imtiyâz-ları hep, kitâbımızın yirmialtmcı sahîfesinde bildirdiğimiz Muharn-med aleyhisselâmın enirlerine uymak için yapdılar. Fenerli ta bîr edilen rumları, Osmânhların dışişleri bakanlığında olan dîvân tercümanlıklarında ve Ulah ve Boğdan prensliklerinde vazîfelendir-

[1] Fâtih, 886 [m. 1481] de vefâl etdi.

olmazdı. Osmânlı Devletinde müslimân türkü yok etmek için hâzırlanan ba’zı ıslalıâtlar, temâmen Hıristiyanların yıkıcı plânları ile olmuşdur.]

Yine bu papaz, (îslâmiyyetde siyâsî kanûnlar ile dînî hükümler birbirinden ayrılmayıp, ikisinin de kuvveti bir asidan meydâ-na gelmekdedir. Bunun için, bir İslâm hükümetinin, dînî farzları, şahsî hukuk gibi, kuvvetli kanûnlar ile koruyup, revâçda bulundurması îcâb eder. Bu ise müslimânların fikrî istikâmetleri yolunda tehlükeU ve zararlı olur. Çünki, dînî farzları îfâ etmek, yalnız Allahın rızâsı ve Ona yaklaşmak ve Ona itâat etmek için olursa, olur. Bunun dışındakiler mecburî olursa, diğerleri gibi, hakîkî bir itâat ve dindarlık olmayıp, yalnız taklîdî olmuş olur ki, bu da bir ney’i riyâ ve gösteriş olur) demekdedir.

CEVAB: Allahü teâlânın emrlerini ya’nîfarzlan yapmanın ve yasaklarından ya’nî nehylerinden sakınmanın karşılığında, maddî manevî büyük ecr ve mükâfâtların olduğu, hem Tevrâtda, hem Incîllerde yazılıdır. Matta İncîlinin yirmiüçüncü bâbında, îsâ aleyhisselâm yazıcıları ve ferîsîleri, azâb-ı İlâhî ve Cehennem ile korkutmuş ve onların nice kötülüklerini kızarak saymışdır. Başka yerlerde de kendine îmân edenlerin âhiretde kurtulup, ni’met-lere kavuşacaklarını va’d etmişdir. Hıristiyanların ibâdetleri, bu Cehennem korkuları ve Cennet ni’metleri va’di üzerine binâ kılınmış olduğundan, bunlarda hıristiyanların doğru fikrleri ve tarafsız düşünceleri için tehlüke vardır. Çünki, bu niyyetler ile be-râber, sâdece Allahü teâlânın rızâsı için ve Allahü teâlâya yaklaşmak niyyeti ile ibâdet etmek, bir yerde birleşemez. Bu i’tirâza papaz ne cevâb verirse, o bizim tarafımızdan da, kendisine cevâb olur.

Yine bu papaz, (İslâm dîni, mürtedi kati etmekdedir. Rame-zânda açıkça oruç yiyenlere cezâ vererek, halkı zor He İslâm dînine bağlı kalmağa ve riyâya zorlamakdadır) demekdedir.

CEVÂB: Dahâ önce de söylediğimiz gibi, İslâm dîni Pavlos ve Petrusun ortaya koyduğu Hıristiyanlık dîni gibi değildir. Zâhir ve bâtın fazîletlerini, üstünlüklerini kendinde cem’ eden, en mükemmel bir dindir. Bunun için, Allahü teâlânın koyduğu sınırlar, is-lâmın yüksek ve güzel ahlâkını bozulmakdan ve ihlâl edilmekden muhâfaza etmekdedir. Müslimân olan bir kimse, küfrünü açıkça ortaya koymadıkça, ona mürtedin ahkâmı tatbîk edilmez. Rame-zânda özrsüz açıkça oruç yiyen bir müslimân, fışkını i’lân etdiğin-den, hükümet tarafından ta’zîr edilir, ya’nî cezâlandırılır.
replika telefon sizler icin sundu.





replika telefon, replika telefonlar,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder