samsung note 4,den islam bigisi99

 samsung note 4


samsung note 4,den islam bigisi99 bugün samsung note 4 sizin icin yazıyor ve samsung note 4 cok calısıyor samsung note 4 diyorki İş budur, bundan başkası hiçdir.Çünki, bu kurtuluş fırkasının i’tikâdı olmadan hâsıl olan hâller, vecdler, istidrâcdan başka birşey değildir. İnsanı harâblığa, felâkete sürüklerler. Bu kurtuluş fırkasına uymak ni’metine kavuşdukdan sonra, herne verirlerse, seviniriz, şükr ederiz. Râzı oluruz. Tesavvuf büyüklerinden birkaçı «kaddesallahü teâlâ esrârehüm», kendilerini hâl ve sekr kapladığı zeman, doğru yolun âlimlerinin bildirdiklerine uymıyan bilgiler, ma’rifetler söylemişler ise de, keşf yolu ile anladıklarını bildirmişlerdir. Bunun için, suçlu sayılmazlar. Kıyâmetde, bunlar için sorguya çekilmemeleri umulur. Bunlar ictihâdında yanılan müc-tehidler gibidirler. Onlar gibi, bunların yanılmalarına da, bir sevâb verilir. Böyle, birbirlerine uymıyan bilgilerde, hep Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri doğrudur. Çünki bunların bilgileri. Peygamberlik kaynağından alınmışdır «ala sâhibihessalâtü vesselâmü vettehıyye». Bu bilgiler, kesinlikle doğru olan vahy ile bildirilmişdir. Tesavvuf büyüklerinin ma’rifetleri ise, keşf ve ilhâm ile anlaşılmakdadır. Keşf ve ilhâm, kesinlikle doğru olamaz. Keşf ve ilhâmın doğru olup olmadığı, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olup olmaması ile anlaşılır. Kıl ucu kadar uygunsuzluk bulunursa, yanlış oldukları anlaşılır. İşin doğrusu böyledir. İşin doğrusu bilindikden sonra, buna uymıyanların dalâlet, sapıklık oldukları anlaşılır. Allahü teâlâ, bizi ve sizi, zâhirimizi, bâtınımızı, i’tikâdımızı, ibâdetlerimizi, Peygamberlerin efendisine «aleyhi ve alâ âlihi minessalevâti ekmelühâ ve minettes-lîmâti efdalühâ» uygun eylemekle şereflendirsin! Size ve doğru yolda olanlara selâmet versin! Amin.Allahü teâlâya hamd olsun. Onun seçdiği, beğendiği kimselere selâm olsun! Cezbe, ya’ni çekilmek, ancak, bir üst makâma olur. Dahâ üst makâmlara çekilmez. Şühûd da böyledir. Bir makâm görülebilir. O hâlde, kalb makâmında bulunup sülük yapmadan, cezb edilenler, ancak, kalbin üstündeki rûh makâmına çekilirler. Allahü teâlâya cezb edilmek için, nihâyetde bulunmak lâzımdır. Ya’nî bulunduğu mertebenin üstünde başka makâm olmamalıdır. Başlangıcda olan cezbede, bir üst makâm, ya’nî rûh [İnsanın kendi rûhu] müşâ-hede edilir. Allahü teâlâ, ruhları, kendi suretinde yaratdığı için, rûhu görünce, Hak teâlâyı görmek sanmışlardır. Rûhun, bu madde âlemi ile, bir münâsebeti, bağlılığı olduğu için, rûhu görünce, mahlûkât aynasında, Hak teâlâ görülüyor demişlerdir. Böylece, ba’zıları, ma’ lyyet [berâberlik] var sanmışdır.

Sülûkün sonuna varmadıkça ve orada (Fenâ-i mutlak) hâsıl olmadıkça, Hakkın şühûdü mümkin değildir. [(Mutlak); kaydsız, şartsız, ya’nî her bakımdan demekdir]. Fârisî beyt tercemesi:

Bir kimseye, nasîb olmazsa Fena, bulamaz yol, o makâma aslâ!

Hakkın şühûdünde, bu âlemin hiç münâsebeti yokdur. Şühûd-i rûh ile, şühûd-i Hak arasındaki fark şudur ki, bu âlem ile herhangi bir bakımdan münâsebeti bulunursa, (Şühûd-i Hak) değildir. Eğer hiç münâsebeti yok ise, (Şühûd-i ilâhî)dir. Başka kelime bulunamadığı için, şühûd denilmişdir. Yoksa, bu görmek değildir. Anlaşılamıyan, anlatılamıyan bir hâldir. Bîçûn için olan şeyler, bilinen diller ve kelimelerle anlatılamaz. Vesselâm!
Bu mektûb, sofi Kurbana yazılmış olup Peygamberlerin en üstünü olan Muhammed aleyhisselâma uymağa teşvik eylemekdedir:

Cenâb-ı Hak, hepimizi dünyâ ve âhıretin efendisi ve bütün insanların her bakımdan en yükseği ve en iyisi olan, Muhammed Musta-fâya «sallallahü aleyhi ve sellem» tâbi’ olmak se’âdetiyle şereflendirsin!
Bu mektûb, şeyh Hamîd-i Sünbülîye yazılmışdır. Tevhid, kalbi Allahü teâlâdan başka şeylerden kurtarmak olduğunu bildiımekdedir:

Allahü teâlâya hamd olsun! Onun seçdiği kullarına selâmet olsun! (Tevhîd) kalbi Allahü teâlâdan başka şeylere, bağlanmakdan kurtarmak demekdir. Kalbi mâ’sivâya çok az bile olsa, bir bağlılığı bulunan kimse, tevhîd sâhibi olamaz. [(Mâ-sivâ), Allahü teâlâdan başka şeylerin hepsi demekdir]. Bu ni’meti elde etmeden önce, vâhid, birdir elemek ve vâhid bilmek, huzûr sâhiblerine göre boş lâf olur. Evet, îmân etmiş olmak için, vâhid demek ve vâhid bilmek lâzımdır. Fekat bu, Allahü teâlâdan başka tapınacak hiçbirşey yokdur, demekdir. Allahü teâlâdan başka hiçbirşey var değildir demekle, onun arkasındaki başkalık meydandadır. Tasdîk, îmân, ilmle olur. Vic-dânla anlamak ise bir hâldir. Bu hâle kavuşmadan önce, bunun üzerinde konuşmak doğru olmaz. Büyükler arasında, bu hâlden söz edenler, şu ikisinden biridirler; Yâ kendilerini hâl kaplıyarak örtülmüşlerdir. Bunun için, sorguya çekilmez, suçlandırılmazlar. Yâhud, hâllerini başkalanna örnek olmak için bildirmişlerdir. Böylece, baş-kalan, kendi hâllerini, bu büyüklerin hâlleri ile ölçerek, doğru olup olmadıklarını anlasınlar. Bu ikisinden başka sebeble, hâlini, sırrını açıklamak yasakdır. Hak teâlâ, o büyüklerin hâllerinden az birşey, biz yabancılara da ihsân eylesin! Muhammed Mustafânın sünnet-i seniyyesine yapışmakla şereflendirsin «alâ masdanhessalâtü vesse-lâmü vettehıyye»! Sevgili Peygamberi ve Onun Âli hürmetleri için «aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât» bu düâmızı kabûl buyursun! Âmîn. Ayrıca başınızı ağrıtayım ki, bu düâcınızın mektûbunu getiren, meyân şeyh Abdülfettâh hâfız, olgun bir kimsedir. Bir insan evlâdıdır. Bakacağı kimseleri çokdur. Kızlar babasıdır. Geçim darlığından dolayı ihsân sâhiblerine baş vurmakdadır. Beklediğine kavuşacağını umarım. Başınızı dahâ çok ağrıtmakdan çekindim.
Vücûd, lutf-i İlâhi, hayât, rahmet-i Kerim.

sever. Ona uymanın ufak bir zerresi, bütün dünyâ lezzetlerinden ve bütün âhıret nimetlerinden dahâ üstündür. Hakîkî üstünlük, onun sünnet-i seniyyesine tâbi’ olmakdır ve insânlık şerefi ve meziyyeti, onun islâmiyyetine uymakdır. [(Sünnet) kelimesi, üç ayrı ma’nâya gelir. Burada, islâmiyyet demekdir].

Meselâ, ona uyan bir kimsenin, gün ortasında bir parça uyuması, ona uymaksızın, birçok geceleri ibâdetle geçirmekden, katkat dahâ kıymetlidir. Çünki (Kaylûle etmek) ya’nî öğleden önce biraz yatmak, âdet-i şerîfesi idi. Meselâ, onun dîninin emr etdiği için, bayram günü oruç tutmamak ve yiyip içmek, onun yolunda bulunmayıp senelerce tutulan oruçlardan dahâ kıymetlidir. İslâmiyyetin emri ile fakîre verilen az bir şey ki, buna zekât denir, kendi arzûsu ile, dağ kadar altın sadaka vermekden dahâ efdaldir. Emîr-ül-mü’minîn Ömer «radıyallahü anh>>, bir sabâh nemâzını cemâ’atle kıldıkdan sonra, cemâ’ate bakıp, bir kimseyi göremeyince sordu: Eshâbı dediler ki, (Geceleri sabâha kadar ibâdet ediyor. Belki şimdi uyku basdırmış-dır). Emîr-ül-mü’mînîn buyurdu ki, (Keşki bütün gece uyuyup da, sabâh nemâzını cemâ’atle kılsaydı, dahâ iyi olurdu). İslâmiyyetden sapıtmış olanlar, sıkıntı çekip ve mücâhede edip, nefslerini körletiyor ise de, bu dîne uygun yapmadıklarından kıymetsizdir ve hakirdir. Eğer bu çalışmalarına ücret hâsıl olursa, dünyâda birkaç menfe’ atden ibâret kalır. Hâlbuki, dünyânın hepsinin kıymeti ve ehemmiyyeti nedir ki, bunun birkaçının i’tibârı olsun. Bunlar, meselâ çöpçüye benzer ki, çöpçüler herkesden dahâ çok çalışır ve yorulur. Ücretleri de herkesden aşağıdır. İslâmiyyete tâbi’ olanlar ise, latîf cevâhir ve kıymetli elmaslar ile meşgûl olan mücevherciler gibidir. Bunların işi az, kazançları pek çokdur. Ba’zan bir sâ’atlik çalışmaları, yüzbinlerle senenin kazancını hâsıl eder. Bunun sebebi şudur ki, islâmiyyete uygun olan amel, Hak teâlânın makbûlüdür, mardîsidir, çok beğenir.

İslâmiyyete uymıyan şeylerin hiçbirisini Hak teâlâ sevmez, beğenmez. Sevilmeyen, beğenilmeyen şeye sevâb verilirmi? Belki cezâya sebeb olur. Bu incelik, dünyâ işlerinde de vardır. Biraz düşünülürse anlaşılır. O hâlde, se’adet-i ebediyyeyi ele geçirten sermâye. Peygamberimizin «sallallahü aleyhi ve sellem» dînine yapışmakdır. Bütün zarar ve fesâdların başı, islâmiyyetden ayrılmakdır. Vesselâm.samsung note 4 sundu.



samsung note 4

samsung note4

seo uzmanı

seo calısması

seo fiyatları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder